<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<!-- generator="Blogcu.com" -->
<?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css" type="text/css"?>
<?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/rss2full.xsl" type="text/xsl"?>
<rss version="2.0">
    <channel>
        <title>Eğitim Dostu-Başarıya Ulaşmanın Anahtarı</title>
        <description>Ödev Ve Konu Anlatımları</description>
        <link>http://odevlerebak.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Fri, 25 Dec 2009 00:53:00 +0100</lastBuildDate>
        <generator>Blogcu.com</generator>
        <image>
            <url>http://img03.blogcu.com/v2/avatars/normal/o/d/e/odevlerebak/odevlerebak_1260002326.jpg</url>
            <title>odevlerebak</title>
            <link>http://www.blogcu.com/kullanici/odevlerebak</link>
            <description><![CDATA[Blog sahibi odevlerebak Profiline gitmek için tıklayın.]]></description>
        </image>
        <language>tr</language>
        <copyright>Copyright odevlerebak - Blogcu</copyright>
        <item>
            <title>ATASÖZLERİ VE AÇIKLAMALARI (Tamamen)</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/atasozleri-ve-aciklamalari-tamamen/6631064</link>
            <description><![CDATA[<p>ATASÖZLERİ VE AÇIKLAMALARI (A’dan Z’ye)<br>• Aba vakti aba, yaba vakti yaba : Her şey zamanında yapılırsa kişi kazançlı olur. <br>• Abanın kadri yağmurda bilinir : Daha önce kıymetsiz gibi görünen bir çok şeyin, kullanım zamanı geldiğinde değeri artar. <br>• Abdal abdalın ne umduğunu, ne bulduğunu ister : Sosyal seviyesi eşit insanlar birbirlerini çekemezler. <br>•
Acemi katır kapı önünde yük indirir : Elinden yeterince iş gelmeyen
kimseler, kendilerine verilen görevi istenildiği biçimde yapamazlar
veya yarım bırakıp kaçarlar. <br>• Acemi nalbant gibi kah nalına
vurur, kah mıhına : Söylediği sözlerle yaptığı işler arasında
tutarlılık yoktur. Bunu da genellikle bilmeyerek yapar. <br>• Acı
patlıcanı kırağı çalmaz : Hayatta birçok problemlerle karşılaşıp
bunlardan başarı ile çıkmış olanlar, bundan sonra karşılaşacakları
zorlukları da atlatıp başarı ile çıkarlar. <br>• Akıl kişiye sermayedir : Kişinin yaptığı işte başarı sağlaması, aklını kullanması ile orantılıdır. <br>• At yedi günde, it yediği günde : Toplumlar arası ilişkilerde olgun ve asil kişiler, kişiliklerini hemen ortaya koymazlar. <br>• Ayranım ekşidir diyen olmaz : Her kişi neyi ele almışsa onun iyi olduğunu savunur. </p>
<p>-B-<br>• Baba ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği
: Kadınlar için baba evinde kalmak, belli bir zamana kadar normaldir.
Evlendiği zaman ise kendi kurallarına göre yaşayacağından dolayı daha
rahat olacaktır. <br>• Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır : Aile reisi olan babanın önceleri yaptığı kötü bir işin sıkıntısını çocuğu çeker. <br>• Babadan mal kalır, kemal kalmaz : Babası ölen kişiye maddi varlıklar kalabilir ama olgunluk ve fazileti miras olarak kalmaz. <br>•
Babaya dayanma, karıya güvenme : Kişi, maddi konularda babasına değil
kendine güvenmelidir. Kadın ise kolay etkilenen bir varlık olduğu için
verilen sırları bir başkasına aktarabilir. <br>• Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar : Yaradılışı itibariyle iyi olan kişi en kötü durumda bile olsa bu niteliğini kaybetmez. <br>• Bal demekle ağız tatlanmaz : Güzel sözler söylemekle güzel şeyler her zaman gerçekleşmez. <br>• Besle kargayı oysun gözünü : Kıymet bilmez kişiler kendilerine yapılan iyiliğe, kötülükle karşılık verebilirler. <br>• Boşboğazı ateşe atmışlar, odun yaş diye bağırmış : Aklına her geleni söyleyen kişiler,toplum içinde sevilmezler.<br>• Büyük lokma ye büyük söz söyleme : Hayatta hiçbir zaman başkalarının durumu küçümsenmemelidir. </p>
<p>-C-<br>• Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer : Bilgisiz
kişiler etraflarına faydalı olamadıklarından ve davranışlarında olumlu
sonuçlar beklenmediğinden dolayı faydalı kişiler değildirler. <br>•
Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir : Alim her şeyi bilen
kimsedir. Yaptığının sonuçlarını bilir ve katlanır. Kendisi ile dost
olmak mümkün olduğu gibi düşman olunduğu zaman da bir noktada anlaşmak
mümkündür. Cahil kişiler iyi niyetli görünseler de onlarla anlaşmak
güçtür, hatta mümkün değildir. <br>• Cami ne kadar büyük olsa imam
bildiğini okur : Bir toplulukta çok kişi ve fikir olsa da karar verme
yetkisine sahip kimseler, kendi bildiklerini uygularlar. <br>• Can boğazdan gelir : İnsanın hareketli ve üretken bir yaşam sürdürebilmesi için beslenme biçimine dikkat etmesi gerekir. <br>•
Can cümleden azizdir : İnsanlar kendi çıkarlarını her zaman
başkalarının çıkarlarından üstün görürler. Aksi şekilde
davrandıklarında bile kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman
fedakarlık yapmaktan vazgeçerler. <br>• Can çıkmayınca huy çıkmaz :
Hayat boyu kazanılan alışkanlıklar da gelişir. Ama değiştirmek çok
zordur. Kişi ölünceye kadar devam eder. <br>• Canı acıyan eşek, atı
geçer : Karşılaştığı bir konuda ziyan gören, canı yanan kimse aynı
zarara uğramamak için var gücüyle çalışır. <br>• Canı kaymak isteyen,
mandayı yanında taşır : Güzel ve varlıklı bir yaşam sürmek isteyen kişi
kendisine bu yaşamı sağlayacak olan varlıkları çok yakınında
bulundurmalıdır. <br>• Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez : Hayatında dert ve sıkıntı çekmemiş olan kişiler, mutluluğun kıymetini anlayamazlar. <br>• Cins kedi ölüsünü göstermez : Soylu kimseler çok zor durumda da olsalar, durumlarını belli etmezler. <br>• Cömert ile nekesin harcı birdir : Parayı kullanma biçimi, onun niteliğini değiştirmez. </p>
<p>-Ç-<br>• Çabuk parlayan çabuk söner : Layık olmadıkları makamlara getirilen kişilerin, bir süre sonra yetersizlikleri ortaya çıkar. <br>•
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme : İnsanlar davet
edildikleri yerlere mutlaka gitmelidirler. Çünkü davet eden kişi
tarafından istenmektedirler. Çağrılmayan yere gitmek ise yüzsüzlük ve
arsızlık olur. <br>• Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez :
Güzelliklerin simgesi olan gülün çalıda yaşaması düşünülemez. Aynı
şekilde, cahil kişiye de sözün doğrusunu anlatmak mümkün değildir.
Cahil olduğu için kendi bildiklerinin dışında da doğruların bulunduğunu
kabul etmesi mümkün değildir. <br>• Çalışmak ibadetin yarısıdır :
İbadet kişiyi kötülüklerden sıyırır, iyilik yolunda ilerletir. Tanrı
yolunda çalışmak ta kişiyi kötü duygulardan arındırır. Bunun içindir ki
çalışmak, ibadet kadar büyük değer taşır. <br>• Çalma elin kapısını,
çalarlar kapını : Kişi hayatında bilerek ve isteyerek kimseye kötülük
yapmamalıdır. Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde, günün birinde
benzer olumsuzlukları yaşaması muhtemeldir. <br>• Çiftçiye yağmur,
yolcuya kurak, cümlenin muradını verecek hak : Her kul Tanrı'sından
kendi çıkarları doğrultusunda istekte bulunur. Bu istekler birbirine
zıt da olabilir. Ama Tanrı bu dilekleri şaşmaz bir düzen, uygun gördüğü
biçimde yerine getirir. <br>• Çirkefe taş atma, üzerine sıçrar : Çevrelerinde kötü, edepsiz tanınan kişilerle ilişkiye girmek doğru değildir. <br>• Çocuktan al haberi : Art niyet taşımayan çocuklar, başkalarının yanında her şeyi çekinmeden konuşurlar. <br>• Çürük tahta çivi tutmaz : Esas niteliği bozulmuş bir şeyi eski haline getirmek mümkün değildir. </p>
<p>-D-<br>• Dağ başından duman eksik olmaz : Toplumda yüksek
ekonomik ve sosyal seviyeye sahip insanların, bu konumlarından
kaynaklanan bir takım üzüntü ve sıkıntıları vardır. Bu durum, zenginlik
ve yüksek makam devam ettiği sürece hiç eksilmez. <br>• Dağ dağ
üstünde olur, ev ev üstünde olmaz : En olmayacak şeyler bile bir gün
gerçekleşebilir. Ama iki ailenin aynı ev ortamında yaşaması
düşünülemez. <br>• Damlaya damlaya göl olur : Küçük çabalar, büyük problemlerin çözümüne yardımcı olabilirler. <br>•
Danışan dağı aşmış, danışmayan yolu şaşmış : Bilmediğini başkalarına
soran kimse, işi iyi ve çabuk bitirir. Fikir alışverişinde
bulunmayanlar ise başarı elde edemezler. <br>• Darı unundan baklava,
incir ağacından oklava olmaz : Kötü malzeme ile güzel bir iş meydana
getirilemez. Yeteneksiz kişiler, büyük sorumlulukların gerektirdiği
çabayı gösteremezler. <br>• Davul dengi dengine diye çalar : Birlikte
yaşayacak veya arkadaş olacak insanların eşitiyle beraber olması
lazımdır. Yoksa yapılacak her işte başarısızlık kaçınılmaz olur. <br>• Devir tavında, dilber çağında : Bir işin başarılması için, o an değerlendirilmesi gereken zaman dilimleri vardır. <br>• Dikensiz gül olmaz : Yaşanan her başarı ve mutluluğun yanında, bu sürecin parçası olan küçük olumsuzluklar da mevcuttur. <br>• Düt demeye dudak ister : Niteliği ne olursa olsun, bir işi başarabilmek için yetenek ve imkanlar gereklidir.</p><p>www.odevlerebak.blogcu.com</p>
<p>-E-<br>• Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane : Kişinin çok
önceden belirlenmiş bir alın yazısı vardır. Bu kurala göre zamanı
gelince ölecektir. Bu ölüme bir neden bulunur. Esas sebep o kişinin
tanrı katına çağrılmasıdır. <br>• Ecele çare olmaz : Hayatta her durumun çaresi bulunabilir. Ama ölümü engellemek imkansızdır. <br>•
Eceli gelen köpek cami duvarına işer : Bir toplulukta bütün insanların
kutsal saydığı şeyleri kötüleyenler, hiçbir zaman sevilip istenmezler. <br>•
Edebi, edepsizden öğren : Edepsiz kişinin hareketlerini gören,
sonuçlarını izleyen kişi, bunların kötülüklerini görür ve yapmamaya
çalışır. <br>• Eden bulur, inleyen ölür : Başkasına kötülük eden kimse en sonunda yaptıklarının cezasını çeker. <br>• Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur : Verimin yüksekliği, çalışmanın etkili bir şekilde gerçekleşmesine bağlıdır. <br>• Esirgenen göze çöp batar : Bir konu üzerine gereğinden fazla yoğunlaşmak, aksilikleri de beraberinde getirebilir. <br>• Evdeki hesap çarşıya uymaz : Planlanan durumlar ile ulaşılan sonuç, her zaman aynı olmayabilir. </p>
<p>-F-<br>• Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp : Toplum
yaşamında herkes aynı gelir düzeyine sahip olmayabilir. Fakir de olsa
zengin de olsa çalışmamak, başkalarının sırtından geçinmeye uğraşmak
tembelliktir. <br>• Fala inanma, falsız da kalma : Fala inanmak doğru değildir, aslı yoktur. Yine de insan güzel sözler duymaktan hoşlanır. <br>•
Fare, çıktığı deliği bilir : Toplumun onaylamadığı işleri yapanlar,
sıkıştıkları zaman nasıl hareket edeceklerini önceden hesaplarlar. <br>•
Faydasız baş, mezara yaraşır : Hiçbir iş yapmadan başkalarının
sırtından geçinen kimseler ölmüş sayılırlar. Çünkü ölülerin de faydası
yoktur. <br>• Fazla aş, ya karın ağrıtır ya baş : Çok yemek kişinin sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bu yüzden kararında yemek gerekir. <br>•
Fazla naz aşık usandırır : Kişinin kaprislerine yakınları bir süre
katlanabilirler. Ama bu naz devam edecek olursa etrafındakilere de
sıkıntı verir. <br>• Felek kimine kavun yedirir, kimine kelek : Aynı toplumda şanslı ve şanssız kişilerin bir arada bulunmaları doğaldır. <br>•
Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü : Toplumda saygın bir yeri olan
kişiler, mevki kaybına uğradıklarında aykırı davranmaktan çekinmezler.<br>•
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar : Kişinin içinde bulunduğu çevrenin
ekonomik ve sosyal yapısı, ulaşılan sonuçların niteliğini etkiler. </p>
<p>-G-<br>• Gafile kelam, nafile kelam : Etrafında olan biteni umursamayan kimseleri doğru yola getirmek için yapılan uyarılar boşunadır. <br>• Garibin yardımcısı Allah'tır : Garip kişilerin yardımına gönlündeki inancın büyüklüğü oranında ancak Allah yardım eder. <br>•
Garip kuşun yuvasını Allah yapar : Tanrı'ya inanmış kişileri, tanrı
sıkıntı içinde bırakmaz. Onlar bir süre sıkılsalar da Tanrı bir yerden
bir şey bağışlayarak sıkıntılarını ya kaldırır ya da hafifletir. <br>•
Gavurun tembeli keşiş, Müslüman'ın tembeli derviş : Bütün dinler
çalışmayı emreder. Bazı kimseler ise dini çıkarları doğrultusunda
kullanıp, çalışmadan yaşamanın yollarını bulurlar ki kendileri için çok
kötü bir davranışı gerçekleştirmiş olurlar. <br>• Geç olsun, güç
olmasın (Başarılması çok zor işler için söylenir) : Yapılan işlerin
başarıya ulaşması ve birtakım engellerin ortadan kaldırılması için
fazla zaman harcanmasının ziyanı yoktur. <br>• Gel demek kolay, git
demek güçtür : Bir konuğu davet etmek, bir insanı iş bulup yerleştirmek
kolay ve zevk verici uğraşlardır. Ama sıkıntı veren konuğa artık git
demek, işini hafife alan kimseye işe gelme demek çok zordur. Bunun için
insanlara bir iyilikte bulunulacağı zaman iyi düşünülmeli, layık olana
bu hizmet verilmelidir. <br>• Gelen gideni aratır : Tanışılan kişiler, unutulanlardan daha büyük hatalar yapabilir anlamında kullanılır. <br>•
Gezen ayağa taş değer : Gereksiz davranışlarda bulunan kişiler,
kendilerine zararlı durumların ortaya çıkmasına sebep olabilirler. <br>• Göz görür, gönül çeker : Kişi ancak ilgi duyduğu konulara karşı gözlemde bulunur.<br>•
Hacı hacıyı Mekke'de bulur : Aynı düşüncede olan insanlar, ayrı ayrı
davransalar bile bir gün aynı yolda buluşurlar. Kendilerine ait yolda
veya yerde buluşurlar, birbirlerini bulurlar. <br>• Hacı Mekke'de,
derviş tekkede : İnsanlar yetişme şekillerine göre kendilerine uygun
bir ortamda yaşarlarsa mutlu olabilirler. Yoksa ömürleri sıkıntı içinde
geçer. Bulundukları yerde sevilmez ve istenmezler. <br>• Haddini bilmeyene bildirirler : Yetkili olmadığı konularda ahkam kesenler, hak ettikleri durumlarla mutlaka karşılaşırlar. <br>•
Hak deyince akan sular durur : Anlaşmazlıklarda doğruluk, dürüstlük,
tarafsızlık, hakkaniyet yolundan hareket edilirse kimsenin söyleyecek
bir sözü, eleştirisi kalmaz. <br>• Hak doğrunun yardımcısıdır : Tanrı,
doğru olana yaptıklarının mükafatını mutlaka verir. Doğru kimseler ilk
planda başarısız gibi görünseler de tutumlarını devam ettirdikleri
sürece başarıya ulaşacaklardır. <br>• Helal kazanç ile pilav yenmez : Doğrulukla ve ahlakla elde edilen kazanç, insanı kısa yoldan zengin etmeye yetmez. <br>• Horoz ölür, gözü çöplükte kalır : Uzun süre yaşanan mekanların unutulması kolay olmaz. <br>• Huylu huyundan vazgeçmez : Kişilik, uzun bir zaman diliminde oluştuğu için ani değişikliklere müsait değildir.<br>-I-<br>• Ihlamurdan odun olmaz, beslemeden kadın olmaz : Yaşam içinde her konu birbirine uygun olursa başarı olur ve devam eder. <br>•
Irmak kenarına çeşme yapılmaz : Birbirine zıt verimlilikteki iki kurum
veya sosyal müessesenin, aynı ortamda varlıklarını sürdürmeleri zordur.
<br>• Irmaktan geçerken at değiştirilmez : Yapılmaya başlanan bir işte,
ilk zamanlar başarı elde edilmeyebilir. İşin daha başarılı yapılması
için uygulanan yöntemler de değiştirilebilir. Olumsuz bir ortamda
yöntem değiştirmek doğru değildir. İyi sonuçlar vermez. <br>•
Isıramadığın eli öp de başına koy : Yaşam içinde bir takım mücadeleler
yapılacaktır. Bu kavgada düşman bizden çok güçlü ise onunla kavga
etmemek gerekir. Kavga edilirse yenilmek muhakkaktır. <br>• Isırgan
ile taharet olmaz : Başarılı bir iş oluşturmak için işe yarar, faydalı
araç kullanmak gerekir. Kötü malzeme ile iyi ve başarılı sonuçlar elde
edilemez. <br>• Isıran it, dişini göstermez : Kötülük yapmayı düşünen kişi, bunu zamanı gelince ve aniden gerçekleştirir. <br>• Islanmışın yağmurdan pervası yoktur : Bir konuda büyük zarar görmüş kişi, benzer zararlardan korku duymaz. <br>• Ismarlama hac, hac olmaz : İnsan kendi işini kendi yapmalıdır. Başkasına yaptırılan işten başarı elde edilemez. <br>•
Işığını akşamdan önce yakan, sabah çırasına yağ bulamaz : İnsanlar
savurganlık yapmamalıdırlar. Parasını gereksiz yere harcayan,
gerektiğinde para ve mal bulamaz. Zorluk içinde kalır. </p>
<p>-İ-<br>• İbadet de (mahfi) gizli, kabahat da : İbadet Tanrı
ile kul arasındadır. İbadeti başkalarına gösteriş için yapanlar
Tanrı'nın emirlerini, kulluk görevini yerine getirmemiş olurlar. İnsan
bazı kusurları yaparak olgunlaşır, tecrübe kazanır. Bunun için
olgunlaşmamıza yarayan kusurların da gizlenmesinde yarar vardır. <br>• İçi beni yakar, dışı eli : Her şey dıştan göründüğü kadar güzel olmayabilir. Dış görünüşe aldanmak doğru değildir. <br>•
İğreti ata binen tez iner : Kendi malımız olmayan malzemeye güvenip bir
işe başlamak doğru değildir. Malzemenin sahibi, malını geri istediği
zaman zor durumda kalır. <br>• İğneyi evvela kendine sok, çuvaldızı
başkasına : Kendisi en küçük bir sıkıntıya katlanamayan kimse,
başkalarına çok büyük sıkıntı vermemelidir. Kendisi küçük kötülüğe
katlanamayan, başkalarına kötülükler yapmaktan kaçınmalıdır. <br>• İki deliye bir akıllı : Birbirine zıt iki kişinin arasını bulacak, mantıklı bir kimsenin bulunması mutlak gereklidir. <br>•
İnsan insanın şeytanıdır : Arkadaş seçiminde dikkatli ve özenli olmak
gereklidir. Kötü arkadaş kişiyi yoldan çıkarır, saptırır. <br>• İti,
öldürene sürütürler : Bir kişinin sorumluluğundaki görev kötü şekilde
sonuçlanırsa, bu sonucun düzeltilmesi için bizzat o kişi çaba
göstermelidir. İşin sorumluluğu onu yapana ait olacaktır. <br>• İyilik
eden iyilik bulur : Etrafına iyilik eden kimse gün gelir zor durumda
kalırsa ona da iyilik yapılır. Her şeyin karşılığı muhakkak vardır. </p>
<p>-K-<br>• Kabahat da gizli olmalı, ibadet de : Yapılan bütün
işlerde işin özüne inmeye gayret edilmelidir. Başkalarına gösteriş için
yapılan hiçbir işten, davranıştan iyilik ve hayır beklemek mümkün
değildir. <br>• Kabahat ölende değil, öldürendedir : Yapılan her işte
karşımızdakini sinirlendirmekten kaçınmalıyız. Karşısındakini söz ve
hareketleri ile aşırı tahrik eden kimse, onun hücumlarına karşı çaresiz
kalabilir, hatta ölebilir de. Bunun nedeni kendini kaybedip bu cinayeti
işleyende değil, onu da o derecede tahrik edip cinayeti işletendedir. <br>•
Kaçan balık büyük olur : Kişi elindeki imkanları iyi ve zamanında
kullanmasını bilmelidir. Zamanında kullanamaz ve fırsatı kaçırırsa
küçük bir fırsatı büyükmüş gibi gösterir ve boyuna aynı şeyleri söyler.
Çünkü fırsatı değerlendirememenin ezikliğini hisseder durur. <br>•
Kadı anlatana göre fetva verir : Herkes bildiğini ve gördüğünü eksiksiz
olarak söylemelidir. Çünkü dinleyen,olayı görmeyen kimseler anlatılana
göre karar verirler. <br>• Kadı ekmeğini karınca yemez : Kadı,
kanunların uygulayıcısı olduğu için kimse onun malına dokunamaz.
Sonucunun kötü olacağını bilir. Kadılar hakkın, kanunun ve düzenin
temsilcisi oldukları için kimse onların mallarına kötü gözle bakmaz,
bakamaz. <br>• Kanaat gibi devlet olmaz : Elindekiler ile yetinmesini bilen kimse sıkıntı çekmez. <br>• Kişi refikinden azar : İnsanı iyi ve kötü yola sürükleyen arkadaşıdır. <br>•
Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman çelebi derler : Bir şeyin
çok kıymetlisi bulunmazsa daha aşağı değerde olan kıymet ve itibar
kazanır. <br>• Kuru laf karın doyurmaz : Bir gayret göstermeden, bir
yatırım yapmadan yalnızca boş sözlerle başarı elde etmek mümkün
değildir.</p>
<p>-L-<br>• Laf ile peynir gemisi yürümez : Bir kimsenin kendini övmesi ile gereken işte gereken sonuçlar alınmaz. <br>•
Laf lafı açar : Karşılıklı konuşmalarda konuşma bir süre uzadığı zaman,
sözden başka söze geçilmeye başlanır. Başlangıçta hiç düşünülmeyen
konulara kadar söz uzar gider. <br>• Laf torbaya girmez : Bir konu hakkında sarfedilen sözler üzerinde iyice düşünülmelidir. <br>•
Latife latif gerek : Şakalar karşısındakini kırmayacak biçimde
olmalıdır. Şaka yapan, karşısındakini çok iyi anlamalı, kırmadan,
incitmeden şaka yapabilmelidir. <br>• Leyleğin ömrü laklak ile geçer : Aylak kişiler bütün günlerini orada burada boş laflar söyleyerek boşa geçirmiş olurlar. <br>• Lodosun gözü yaşlı olur : Lodosun sonunda yağmur yağar.<br>• Lokma çiğnemeden yutulmaz : Bir işin iyi sonuçlanması için gereken önem ve çalışma gösterilmelidir. <br>•
Lokma karın doyurmaz, şefkat artırır : Bir kişiye armağanlar vermek, o
kişinin ihtiyaçlarını karşıladığı için değil aradaki sevgiyi çoğalttığı
için çok değerlidir. </p>
<p>-M-<br>• Mahkeme kadıya mülk değil : İnsan, yaşamı süresince
güçlü makamlara gelebilir. Böyle makamlara gelince etrafındakilere
böbürlenmemelidir. Çünkü gün gelecek,bu makamı bırakmak zorunda
kalacaktır. <br>• Mal adama hem dost, hem düşmandır : Mal insanı rahat
ve huzurlu yaşattığı için dosttur. Aynı zamanda, zengin olmanın
getirdiği tehditlerden dolayı düşmanıdır. <br>• Mal canı kazanmaz, can
malı kazanır : İnsanlar fazla kazanacağım diyerek sağlıklarını
tehlikeye atmamalıdırlar. Kişi sağlıklı olursa mal kazanması, pek çok
kazanması mümkündür. Ama sağlığını kaybederse mal da kazanamaz olur. <br>• Mal canın yongasıdır : Can her şeyden kıymetlidir. Zorluklarla elde edilen mal da cana yakın değer taşır. <br>• Mal melameti örter : Zengin olmak, insanların kusurlarını görmezden gelmelerine yardımcı olur. <br>•
Malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür : Züğürt kimse parası
olmadığı için zorluk içindedir. Parasını yiyemeyen kimseler ise
paraları olduğu halde bu yokluğu çekenlerdir. <br>• Mart ayı, dert ayı : Kış ile ilkbahar arasındaki geçiş dönemi olduğu için insanlar hastalıklara daha kolay yakalanırlar. <br>•
Meyhaneciden kefil istemişler, bozacıyı göstermiş : Toplumda uygunsuz
işleri yapanlar kendi haklılıklarını, benzer kişileri göstererek
savunmaya çalışırlar. <br>• Mühür kimde ise Süleyman odur : Bir konuda yetkili kim ise onun sözü geçer. <br>• Mürüvvete endaze olmaz : Yardımseverliğin ölçüsü olmaz. </p>
<p>-N-<br>• Namaza meyli olmayanın ezanda kulağı olmaz : Bir işin bütününü istemeyen kimseler, o işin ayrıntıları ile hiç ilgilenmezler. <br>•
Nasihat isteyen tembele iş bulursun : Tembel kimseler kendisine
söylenen işi başka türlü yorumlayıp, bu yorum üstüne fikirler ileri
sürerek o görevi yapmak istemezler veya kendisine önerilen işi başka
bir biçimde yapmayı öğrenirler. <br>• Ne doğrarsan aşına, o çıkar
kaşığına : Kişi çok çalışırsa gelecek günleri de başarılı olur. Kazancı
bol olur. Az çalışırsa kazancı, başarısı da az olur. <br>• Ne ekersen onu biçersin : Kişiler çevrelerine nasıl davranırlarsa öyle cevap alırlar. <br>•
Ne idik, ne olduk : İçinde yaşadığımız toplum çok hızlı değişiyor. Biz
bu toplumda bulunduğumuz ortamdan çok değişik ortamlara geldik. Bundan
sonra da nerelere geleceğimiz, neler olacağı belli değil. <br>• Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli : Esas olan başarının niteliğinden çok devamlılığıdır. <br>•
Ne verirsen elinle, o gelir seninle : İnsanlar yaşamları boyunca daima
iyilik yapmalıdır. Bu iyiliklerin karşılığı, bir gün mutlaka sahibini
bulacaktır. <br>• Nerede birlik, orada dirlik : Kişiler arasında anlaşma, duygu ve düşünce birliği olursa orada huzur, güven ve düzen olur. <br>• Nerede hareket, orada bereket : Çalışmanın çok olduğu yerde, bu çalışmaların sonucu olan ürünler de çok olur. <br>• Niyet hayır, akıbet hayır : Bir işe başlarken iyi niyetle hareket edilirse sonuç ta iyi olur.<br>• Oduncunun gözü omcada : Bütün insanlar kendi işlerine yarayan şeylerle çok yakından ilgilenirler. <br>•
Oğlan dayıya, kız halaya çeker : Oğlan çocuğu genlerin tesiri ile
dayıya, kız ise halaya çeker, onun hareket ve tavırlarını alır. (Halk
arasında yapılan bir yorumdur) <br>• Oğlanınki oğul bağı, kızınki
bahçe gülü : Kişinin torunu oğlundan olursa oğul balı diyerek ,kız
evlattan olursa bahçe gülü diyerek sevinir. <br>• Olacakla öleceğe
çare yoktur : İnsanların yaşam boyu karşılaşacakları ne varsa doğarken
belli olur ama kişi bunu bilmez. Başımıza gelen ve elimizde olmayan
sebeplerle oluşan olaylara çok üzülmemek gerekir. <br>• Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz : Hayatta hiç ummadığımız olaylar, en şaşırtıcı biçimde karşımıza çıkabilir. <br>• Orman olur da domuz olmaz mı? : İyi bir ortamda çıkarcılar bulunabilir, bulunması doğaldır. <br>•
Osmanlı'nın ekmeği dizindedir : İşlerimizin başarılı olması için
kendimize ayırdığımız zaman çok olmamalıdır. İşlerimize ne kadar
ağırlık verirsek o kadar başarılı oluruz. <br>• Osurukla boya boyanmaz : Gerekli bilgi ve görgü olmadan bir işi tam olarak görüp bitirmek imkansızdır. <br>•
Otu çek köküne bak : Bir kimsenin hakkında tam olarak bilgi sahibi
olmak istenirse o kimsenin soyunu sopunu çok iyi incelemek gerekir. </p>
<p>-Ö-<br>• Ödünç; güle güle gelir, ağlaya ağlaya gider : Ödünç
verilirken veren de alan da güler yüzlüdür, mutludur. Ödünç alınan geri
verilirken ise durum değişiktir. Para veren kimse de parasını zamanında
alamazsa tarafların arası çok çabuk bozulur. <br>• Öfke baldan tatlıdır : İnsan sinirlendiği zaman bağırır çağırır, rahatlar. <br>• Öfkeyle kalkan zararla oturur : Aniden öfkelenerek sergilenen davranışlar kırıcı olur. Sonuçları önceden tasarlanamaz. <br>• Öküze boynuzu yük değil : Meşgul olduğu iş,kişiye yük olmaz. Onları yaşamının bir parçası olarak kabul eder.<br>• Öksüz çocuk göbeğini kendisi keser : Bir koruyanı, kollayanı olmayan kimseler her işlerini kendileri yapmak zorundadır. <br>•
Ölenle birlikte ölünmez : Ölüm kaçınılmazdır. Ölen bir kimsenin
ardından yas tutmak ta onu geri getirmeyecektir. Bu durumu bilerek ona
göre davranmak gereklidir. <br>• Ölüm var, dirim var : İnsanlar malını ve zamanını, varlığını düşünerek kullanmalıdır, geleceğini düşünmelidir. <br>•
Ön tekerlek nereye giderse arka tekerlek de oraya gider : Bir ailede
büyükler nasıl bir yaşam içindelerse çocuklar da benzer bir hayat
sürdürürler. <br>• Öpülecek el ısırılmaz : Hürmet gösterilmesi gereken kişilere saygısızlık etmek hatadır. </p>
<p>-P-<br>• Padişah yasağı üç gün sürer : Padişahlık idaresi,
bir kişinin sözünün geçtiği bir yöntemdir, keyfidir. Bugün çıkarılan
yasaklar, yarın bir neden ile ortadan kaldırılırlar. Bunun içindir ki
emirlerinin devamlı olacağını düşünmemek lazımdır. <br>• Palamut çok
biterse kış erken olur : Uzun yılların tecrübesine dayanılarak elde
edilen sonuçlara göre meşe ağaçlarında palamudun çok olması kışın erken
geleceğini gösterir. <br>• Papaz her gün pilav yemez : Her işi daima
bir kişiye yaptırmak doğru değildir. O kişi çok defalar ses çıkarmadan
bu sıkıntıya katlandıysa da günün birinde yapamayacak duruma gelir ve
yapmaz. Bunun için insanları usandırmayacak bir yöntem izlemekte yarar
vardır. <br>• Para dediğin el kiri : İnsanlar bütün ömürlerini paraya bağlamamalıdırlar. <br>•
Para ile imanın kimde olduğu bilinmez : Para bütün toplumlarda dikkati
çeken bir araçtır. İman ise tanrı ile kul arasında olduğu için
başkalarının bilmesine gerek yoktur. Söylenilmesi de acayiplik yaratır.
<br>• Pazar ilk pazardır : Pazara götürüp satmak istediğimiz mala verilen ilk fiyat en iyi fiyattır. <br>• Perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir : Bir işin nasıl sonuçlanacağı, işin bugünkü durumundan belli olur. <br>•
Pilav yiyen, kaşığı belinde gerek : Bir işe girişmek isteyen kimseler o
iş için gerekenleri yanlarında bulundurmak zorundadırlar. <br>• Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın : Kişi, bir olayın sonuçlanması için elinden gelen gayreti göstermelidir. </p>
<p>&nbsp;</p>
<p>-R-<br>• Rağbet güzel ile zenginedir : Güzel ve zengin olan kimseler her zaman ilgi görürler. El üstünde tutulurlar. <br>• Rahat ararsan mezarda : Yaşayan her kişinin az veya çok kendine göre bir derdi, sıkıntısı mutlak bulunur. <br>•
Ramazanda yalan söyleyenin yüzü, bayramda kara olur : Hayatta her zaman
doğru olmalı, doğru davranılmalıdır. Yalan söylemek, belki bir zaman
için etrafımızdaki kandırmamıza neden olur. Ama gelişen olaylar,
söylenen yalanı bir gün mutlak surette açığa çıkartır. <br>• Rençber
kırk yılda, tüccar kırk günde : Rençberin büyük emek harcayarak
kazandığını, tüccar küçük bir ticaret oyunu ile kazanır. <br>• Rüşvet
kapıdan girince insaf bacadan çıkar : Doğru yoldan ayrılan ve şerefini
rüşvet için feda eden kişiden her kötülüğü beklemek gerekmektedir. <br>•
Rüzgar eken fırtına biçer : Etrafında bulunanlara her zaman kötülük
yapan kimseler sonunda mutlaka büyük kötülüklerle karşılaşırlar <br>• Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz : Meydana gelmiş hiçbir olay sebepsiz değildir. <br>•
Rüzgara karşı tüküren, kendi yüzüne tükürür : Kendi gücünün üstünde bir
güç ile uğraşmak isteyen kimseler sonunda kendileri ziyanlı çıkarlar. <br>• Rüzgarlı havanın kuytusu,yağmurlu havanın uykusu : Rüzgarda kuytu bir yer bulmak rahatlıktır. </p>
<p>-S-<br>• Sabah ola, hayır ola : Sabahlar güçlü başlangıçlardır. Verimlili için günün bu saatlerini değerlendirmek gereklidir. <br>• Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır : Bir konuda sıkıntılı günlere katlanmak zordur. Ama dayanıldığı takdirde sonuçları güzeldir. <br>•
Sabreden derviş, muradına ermiş : Sabırlı olan kişiler, isteklerine
kavuşurlar. Sabır ile mücadele edildiğinde başarı mutlaka bizim
olacaktır. <br>• Sabrın sonu selamettir : Karşılaştığı bütün
zorluklardan hemen yılıp kaçmayan, sabretmesini bilen kimselerin işleri
sonunda başarıya ulaşırlar. <br>• Saç sefadan tırnak cefadan uzar : Keyifli insanların saçları, sıkıntıda olanların tırnakları uzar. (yaygın bir halk görüşü) <br>•
Saçım ak mı kara mı? Önüne düşünce görürsün : Konunun nasıl olduğunu
sormaya gerek yoktur. Çok geçmeden bitecektir anlamında kullanılır. <br>•
Sade pirinç zerde olmaz, bal da gerek kazana; ata malı tez tükenir,
evlat gerek kazana : İnsanlara babasından mal kalır. Ama bu, kişinin o
malı iyi kullanacağını göstermez. Hazır yemeye başlanırsa tez zamanda
tükenir, biter. Kişi kendine, kendi emeğine güvenmelidir. <br>• Sana taşla vurana sen aşla vur : Kötülük yapan kimselere iyilik yapmak insanlık kuralıdır. <br>• Sanat altın bileziktir : Sanat bir kimsenin bir işi en iyi bir biçimde her yerde ve şartta yapmasıdır. </p>
<p>-Ş-<br>• Şahin ile deve avlanmaz : Her işi yapmanın bir yöntemi vardır. <br>•
Şahin küçük et yer, deve büyük ot yer : İnsanlar fiziki görünüşlerine
göre değil, yaradılış özelliklerine göre davranırlar. Görünüşü küçük
olan kişi, her zaman güçsüz olarak görülmemelidir.<br>• Şakanın sonu
kakadır : Devamlı şaka yapmak hatalıdır. Önce güzel ve eğlenceli
gelirse de bir zaman sonra dayanma gücü azalır ve küçük kırgınlıklar
ortaya çıkar. <br>• Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar : Her
iş, bir düşünce ile, bir plan ile yapılmalıdır. Ne yaptığını iyi
bilmeyen kimseler, giriştikleri işlerde akılcı yollardan ayrılırlar. <br>•
Şer işi uzat hayra dönsün, hayır işi uzatma şerre dönmesin : Kötü olan
işlerin üzerinde çalışmalı, o işi iyiye çevirmelidir. İyi olan işleri
hemen sonuçlandırmak gereklidir. <br>• Şeriatın kestiği parmak acımaz
: Kanunlar herkese eşit olarak uygulanmalıdır. Böyle olursa, kanunda
yazılan cezaya kimse itiraz edemez, boyun eğer. <br>• Şeytanla ortak buğday eken samanını alır : Hilekar, sorumsuz kimselerle ortak olanlar, yapılan işin zararını yüklenirler. <br>• Şimşek çakmadan gök gürlemez : Söylenen, konuşulan her olay daha önceki başka bir olaydan kaynaklıdır. <br>• Şöhret felakettir : Ünlü olmak birçok sıkıntıyı da beraberinde getirir.</p>
<p>-T-<br>• Tabak sevdiği deriyi yerden yere çalar : İnsanlar, ileride başarılı olmasını istedikleri kişileri kıyasıya çalıştırırlar. <br>•
Tabancanın dolusu bir kişiyi, boşu kırk kişiyi korkutur : Tabancayı,
sinirli olunan durumlarda lüzumsuz yere kullanmak sahibinin başına dert
açar. Ama tabanca; taşıyan kişinin belinde iken çok kimse bu durumdan
ürker. <br>• Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar : Düşündüğünü
uygulaması nasip olmayacak kişinin karşısına, hatıra hayale gelmeyen
engeller çıkar. <br>• Tandır başında bağ dikmek kolaydır : Hayal kurmakla sorunlar çözümlenemez. Esas problem, düşleri uygulama alanına sokmaktır. <br>• Tarla çayırda, bağ bayırda : Tarla ve bağ alırken yerlerine dikkat edilmelidir. <br>• Taş düştüğü yerde ağırdır : İnsanın değeri bulunduğu çevrede iyi bilinir. <br>• Tatarın kılavuza ihtiyacı yok : Yapacağı işi çok iyi bilen kimselere başkalarının yardım etmesi gerekmez. <br>• Tebdil-i mekanda ferahlık vardır : Kişi bulunduğu yerde yeni kimselerle tanışırsa rahatlar.<br>•
Ucuzdur vardır bir illeti, pahalıdır vardır bir hikmeti : Ucuz mallar
genellikle kalitesizdirler. Kısa bir zaman sonra kullanılamaz hale
gelirler. Bunun için o mal bize daha da pahalıya gelmiş olur. <br>•
Ulu sözü dinlemeyen uluyakalır : Tecrübeli kimselerin sözlerini
dinlemeyip kendi kafası doğrultusunda giden kimseler sonunda büyük
zararlara uğrarlar. Sıkıntı ve dertten kurtulamazlar. <br>• Ulular köprü olsa basıp geçme : İnsan kendinden büyüklere her zaman hürmet etmelidir. <br>• Ummadığın taş baş yarar : Dış görünüşe bakılıp verilen kararlar, bazen büyük hatalara yol açabilirler. <br>• Umut fakirin ekmeğidir : Fakir olan kimseler, kısa süre sonra durumlarının değişeceğini düşünerek avunurlar. <br>•
Ustanın çekici bin altın : Sanatkar kimseler bir çok kişinin yapamadığı
bir işi çok kısa bir sürede küçük bir hareketle yapıverirler. <br>• Uyku ölümün kardeşidir : Uyuyan kimsenin dünya ile ilgisi kesilir. Olup bitenden haberi olmaz. <br>• Uyuyan yılanın kuyruğuna basma : Kimseye zararı dokunmayan kimseleri kızdırmak, başkalarının zarar görmesine yol açabilir. <br>•
Uzaktan davulun sesi hoş gelir : Özelliğini iyi bilmediğimiz iş ve
konuların sıkıntılarını da bilmemize imkan yoktur. Bazen çok zor bir
konuyu çok kolaymış gibi kabul ettiğimiz de olur. <br></p><p>www.odevlerebak.blogcu.com<br></p>
<p>-Ü-<br>• Üç elli, yaz belli : Kasım ayının sekizinden sonra
üç defa elli gün sayılırsa nisan ayına, yani havaların ısındığı aya
girilmiş olunur. Soğuklar biter. <br>• Üç göç, bir yangının yerini tutar : Bir yerden bir yere taşınma zahmetli ve ziyanlı bir iştir. <br>•
Üremesini bilmeyen it, sürüye kurt gelir : Bir toplulukta nasıl
davranılması gerektiğini bilmeyen kimseler, kendileriyle birlikte
başkalarının da başına dert açarlar. <br>• Üşenenin oğlu, kızı olmamış : İnsan bir varlık elde etmek istiyorsa tembel tembel oturmamalıdır. <br>• Üzüm üzüme baka baka kararır : Çok samimi olan kimseler, birbirlerinin huylarını benimserler. <br>•
Üzümün çöpü var, armudun sapı : Her konunun kendine göre ufak
olumsuzlukları bulunabilir. Bir işin olumlu yönleri dururken, olumsuz
olanları üzerinde yoğunlaşmak doğru değildir. <br>• Üzümün ye de bağını sorma : Sunulan imkanların kaynağını sorgulamak her zaman doğru olmayabilir. </p>
<p>-V-<br>• Vücut kocar, gönül kocamaz : Hangi yaşta olursa olsun kişi gönlü sayesinde hep genç kalmayı başarabilir. <br>• Verirsen doyur, vurursan duyur : Yardım yapılacaksa gereken ölçüde yapılmalıdır. <br>• Veren el, alandan üstündür : Yardım ve iyiliksever kimseleri herkes sever, sayar. <br>•
Varsa pulun, herkes kulun; yoksa pulun, dardır yolun : Parası çok olan
kimseye herkes iltifat eder, yakınında bulunmak ister. Yoksullara kimse
yüz vermez. Adını deliye de çıkarabilirler. <br>• Varsa hünerin, her
yerde vardır yerin : Hüner, kişinin her şartta en iyi yaptığı, başarılı
sonuç aldığı yeteneğidir. Bunun içindir ki her kişi mutlak bir hüner
sahibi olup hayata öyle atılmalıdır. <br>• Vakit nakittir : Zaman en değerli varlığımızdır. Hayatımızdaki en küçük bir anı bile boşa geçirmemek lazımdır. </p>
<p>-Y-<br>• Yabancı koyun kenarda yatar : Toplumdaki kişiler
kısa zamanda büyük yakınlık göstermedikleri için yeni gelenler
yabancılık çekerler. <br>• Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur :
Hiçbir sebep yokken yaşama düzeyi birden değişen, yükselen kişinin
çaldığı ve rüşvet aldığı bellidir. <br>• Yağmur yağsa kış olur, kişi
halin bilse hoş olur : İnsanların etraflarına karşı davranışları, kendi
sosyal durumları ile orantılı olmalıdır. <br>• Yakasından atmak : Zorlu bir işi başkasına yüklemeye çalışmak. <br>• Yalancı kim? İşittiğini söyleyen : İnsanlar her duyduklarını, doğrulamadan başkalarına söylememelidirler. <br>• Yalnızlık Hakk'a mahsustur : Tek başına olmak, Tanrı'ya ait bir durumdur. <br>• Yanık yerin otu tez biter : İnsanlara büyük ıstırap veren olaylar, bir zaman sonra unutulur. <br>• Yol sormakla bulunur : Bir işe doğru başlamak için bilmediklerimizi sormak, öğrenmek lazımdır. <br>•
Yolundan giden yorulmaz : Yapacağı işin tekniğini iyi bilen,
uygulamasında deneyim sahibi olan kimse yapacağını önceden tespit eder,
sonra uygular. Sonuca sıkıntısız ulaşır. Bunları bilmeyenler ve
uygulamayanlar deneme yanılma yöntemi ile hem çok para, hem çok zaman
kaybederler. Hem de meydana çıkan iş arzu edilen düzeye erişmez. <br>•
Yük altında ancak eşek kalır : İnsanlık sıfatı olan kimse kendisine
yapılan iyiliğin altında kalmaz. Bir zaman bulur, karşılığını verir. </p>
<p>-Z-<br>• Zahmetsiz rahmet olmaz : Çaba göstermeden, sıkıntı çekmeden arzu edilen güzel ve iyi sonuçlara ulaşılmaz. <br>•
Zaman sana uymazsa sen zamana uy : İçinde yaşanılan zamanın şartları,
bizim düşünce ve davranışlarımıza uymayabilir. Kendi düşüncelerimizi
kabul ettirmek için etrafımızdakiler ile sürtüşmek doğru değildir.
Zamanın gidişine uymak,ona göre davranmak en çıkar yoldur. <br>• Ziyan
olan koyunun kuyruğu yağlı olur : Elden kaçırılan fırsatlar küçük olsa
da çok büyük görünür. Kişinin dilinden hiç düşmez. Hep büyüterek ondan
bahseder. <br>• Zemheride sür de çalı ile sür : Tarlanın zemheride
sürülmesi ekinin iyi olması için çok önemlidir. Tarlayı dikkatli ve
derin sürmek gerekir. <br>• Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz
ovada yolunu şaşırır : Varlıklı kişi, parasının ve itibarının çokluğu
ile olmayacak işlerini bile kolaylıkla görür. Fakir ise parası olmadığı
için en olacak işini bile bitiremez. <br>• Zenginin basması ipekli görünür : Zengin kişilerin giydikleri, yedikleri en pahalısından seçilmiş zannedilir. <br>•
Zengin kesesini, züğürt dizini döver : Maddi durumu çok iyi kişiler her
zaman parası ile övünür. Züğürt ise arzuladığı iş parası olmadığından
yapamayacağı için üzülür. Istırap ve sıkıntı çeker.</p>
<br>]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Ödev</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/atasozleri-ve-aciklamalari-tamamen/6631064</guid>
        </item>
        <item>
            <title>11.SINIF 1.DÖNEM T.C İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ SINAVI</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/11-sinif-1-donem-t-c-inkilap-tarihi-ve-ataturkculuk-dersi-sinavi/6631004</link>
            <description><![CDATA[&nbsp;ÖĞRETİM YILI TORBALI ANADOLU LİSESİ 11-E SINIFI T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI<br>Adı, Soyadı:<br>No: SORULAR<br>1- I. Dünya Savaşı’nın nedenlerinden 4 (dört) tanesini yazınız?<br><br><br><br><br><br>2- Almanya, Osmanlı Devleti’nin kendi yanında savaşa girmesini istiyordu. Bunun nedenlerinden 4 (dört) tanesini yazınız?<br><br><br><br><br><br>3- Osmanlı Devleti’nin, Birinci Balkan Savaşı’nı kaybetmesinin nedenlerinden 3 (üç) tanesini yazınız?<br><br><br><br><br>4- Üçlü İttifak devletlerini yazınız?<br><br><br>5- Kanal Cephesi’nin açılış amacını yazınız?<br><br><br>6-Mondros Ateşkes Antlaşması’nın en önemli maddesi olan 7. maddeyi yazınız?<br><br><br>7-Pontus Rum Cemiyeti’nin kuruluş amacını yazınız?<br><br><br>8- Aşağıda verilen bilgilerdeki boş yerleri doldurunuz?<br>a- Osmanlı Devleti’nden ayrılan son Balkan milleti ................................’tur.<br>b-
Çukurova ve çevresini Ermenilere ve Fransızlara karşı korumak amacıyla
................ .......................cemiyeti kurulmuştur. <br>c- II.Balkan Savaşı sonucu Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında 1913 ....................<br>Antlaşması imzalanmıştır.<br>d- Mustafa Kemal, ………………………İdadisi’ni (Lisesi) bitirdikten sonra İstanbul Harp Okulu’na başlamıştır.<br>e- İttihat ve Terakki Cemiyeti, ……………….’in tekrar ilan edilmesi amacıyla kurulmuştur.<br><br>9- Aşağıda verilen cümlelerin başlarına doğru ise “D”, yanlış ise “Y” koyunuz.<br>a- ( ) Osmanlı Devleti’nde üyelerini halkın seçtiği meclise Meclis-i Ayan denirdi.<br>b- ( ) Mustafa Kemal, ilk görevine başladığı Şam’da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurmuştur.<br>c- ( ) I. Balkan Savaşı’na Romanya katılmamıştır.<br>d- ( ) Trablusgarp savaşı sonrası Osmanlı ile İngiltere arasında Uşi Antlaşması imzalanmıştır.<br>e- ( ) I. Dünya Savaşı sonunda Almanya ile Versay Antlaşması Antlaşması imzalanmıştır.<br><br>10- Aşağıda verilen test sorularını yapınız?<br><br>a-
“Dünyanın her yerinde meydana gelen bilimsel gelişmelerden ve
ilerlemelerden yararlanılmalıdır. Ancak temel kendi içimizden
çıkmalıdır.” diyen Mustafa Kemal, Türkiye’de arzulanan uygarlaşmanın
aşağıdaki hangi özelliğini vurgulamaktadır?<br><br>A) Batı tarzında ve modern B) Çağdaş ve ulusal C) Gelenekçi ve ulusal<br>D) İslami geleneklere dayalı ve dinamik E) Batı tarzda ve gelenekçi<br>b- Mustafa Kemal Paşa’nın, <br>I- Çanakkale Savaşı’nda başarı kazanması,<br>II- Muş ve Bitlis’i Ruslardan kurtarması,<br>III- Yıldırım Orduları Komutanlığı’ndan ayrılması<br>faaliyetlerinden hangilerinin Türk ulusunun Mustafa Kemal Paşa’ya güveninin artmasında etkili olduğu savunulamaz?<br><br>A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) II ve III<br><br>c Wilson İlkeleri’nin;<br><br>a. Devletler arasında eşitlik sağlanacaktır.<br>b. Ülkeler arasındaki silahlanma yarışı sona erecektir.<br>c. Devletler arasındaki sorunları çözmek amacıyla Milletler Cemiyeti kurulacaktır.<br>hükümlerinden hangileri kalıcı barışı sağlamaya yöneliktir?<br><br>A) Yalnız I B) Yalnız III C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III<br><br>d- II.Abdülhamit’in 1909'da tahttan indirilmesinde;<br><br>I. Mebuslar Meclisi'ni kapatması<br>II. Basına sansür uygulaması<br>III. Otuz Bir Mart olayını desteklemesi<br>IV. İttihat ve Terakki Cemiyeti'yle uzlaşamaması<br><br>gerekçelerinden hangisi ya da hangileri neden göste¬rilmiştir?<br><br>A) Yalnız I B) I ve II C) Yalnız III<br>D) II ve III E) Yalnız IV<br><br>e-<br>Osmanlı
tarihinde görülen meşruti idarenin ilânında Avrupa'daki demokratik
değişimlerden etkilenen aydınların önemli bir katkısı vardır.<br><br>Birincisi
1876'da ikincisi 1908'de ilân edilen bu yöne¬tim anlayışında aşağıdaki
hangi akımın doğrudan kat¬kısının olduğu söylenebilir?<br><br>A) Osmanlıcılık B) Ümmetçilik C) Federalcilik<br>D) Turancılık E) Ulusçuluk<br><br>NOT: İlk Üç soru 10’ar puan, 4,5,6,7. sorular 5’er puan,<br>8. soru (5 X 4) 20 puan, 9. soru ( 5 X 2) 10 puan, BAŞARILAR DİLERİM<br>10 soru (5 X 4) 20 puan olup toplam 100 puandır.<br>Süre 1 ders saatidir. Zekeriya DEMİRÖRS<br>Cevapları soruların altlarına ve noktalı yerlere yazınız. Tarih Öğretmeni<br><br><br><br>2007-2008 ÖĞRETİM YILI TORBALI ANADOLU LİSESİ 11-E SINIFI T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ 1. DÖNEM 1. YAZILISI<br>Adı, Soyadı:<br>No: SORULAR<br>1- I. Dünya Savaşı’nın nedenlerinden 4 (dört) tanesini yazınız? (3+3+2+2)<br>a)Sanayileşmenin gerektirdiği hammadde ve pazar arayışında devletlerin çıkarlarının çatışması,<br>b)Sömürge arayışında çıkar çatışmasının devletleri hızlı bir silahlanma yarışına götürmesi,<br>c)Çıkar
çatışması yaşayan devletlerin “Üçlü İttifak” ve “Üçlü İtilaf” olarak
iki blok oluşturmaları ve gerginliği arttırmaları, d)Fransa-Almanya
Savaşı sonrası Fransa’nın yenilerek kömür deposu olan Alsas-Loren
Bölgesini geri almak istemesi e)Balkanlarda, Rusya ve
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun politikalarının çatışması<br>f)Almanya’nın
İngiltere pazarlarını ele geçirme düşüncesi g)Almanya’nın çıkarı
gereği, Rusya’nın Güneydoğu Avrupa ve Ön Asya’da Panslavizm
politikasını engellemek istemesi<br>h)Avusturya-Macaristan İmp.’nun Sırbistan topraklarını yıkmak veya kendine bağlama isteği<br>2-
Almanya, Osmanlı Devleti’nin kendi yanında savaşa girmesini istiyordu.
Bunun nedenlerinden 4 (dört) tanesini yazınız? (3+3+2+2)<br>1-Yeni
cepheler açılacak ve böylece Almanya’nın yükü hafifleyecekti,
2-Boğazlar kapatılmış olacağından, İngiltere ve Fransa, Rusya’ya
Karadeniz’den yardım edemeyecek, bu durum Rusya’yı zor durumda
bırakacaktı,<br>3-Osmanlıların insan gücü ve hammaddelerinden
yararlanmayı istiyordu, 4-Almanya’nın jeopolitik öneminden dolayı
Osmanlı elindeki İngiltere’nin sömürge yollarını ve Boğazları denetim
altında tutma isteği, 5- Berlin-Bağdat demiryolu hattı kullanılıp
Musul-Kerkük petrollerinden yararlanılacaktı 6-Osmanlı Padişahı’nın
halifelik nüfuzundan yararlanarak İngiltere’nin Müslüman halklı
sömürgelerinde ayaklanma çıkarılabilir ve İngiltere zor duruma
sokulabilirdi.<br>3- Osmanlı Devleti’nin, Birinci Balkan Savaşı’nı kaybetmesinin nedenlerinden 3 (üç) tanesini yazınız? (4+3+3)<br>1-Büyük
devletlerin Balkan devletlerini desteklemesi, 2-Orduya siyasetin
girmesi ve bu nedenle disiplinin bozulması, 3-Balkanlarda savaştan önce
65.000 askerin terhis edilmesi, 4-Osmanlı ordusunun eğitimsiz olması ve
gerekli planlamaların yapılamaması etkili olmuştur.<br>4- Üçlü İttifak devletlerini yazınız?<br>Almanya, Avusturya-Macaristan İmp. , İtalya<br>5- Kanal Cephesi’nin açılış amacını yazınız?<br>Süveyş Kanalı’nı ele geçirmek, İngilizlerin sömürgeleri ile olan bağlantısını kesmekti.<br><br>6-Mondros Ateşkes Antlaşması’nın en önemli maddesi olan 7. maddeyi yazınız?<br>İtilaf
devletleri kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa,
herhangi bir stratejik noktayı işgal edebileceklerdi.<br><br>7-Pontus Rum Cemiyeti’nin kuruluş amacını yazınız?<br>Samsun merkez olmak üzere İnebolu'dan, Batum'a kadar uzanan sahada bir Rum Pontus Devleti kurmağa çalışıyordu. <br>8- Aşağıda verilen bilgilerdeki boş yerleri doldurunuz?<br>a- Osmanlı Devleti’nden ayrılan son Balkan milleti Arnavutluk’tur.<br>b- Çukurova ve çevresini Ermenilere ve Fransızlara karşı korumak amacıyla Kilikyalılar cemiyeti kurulmuştur. <br>c- II.Balkan Savaşı sonucu Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında 1913 İstanbul <br>Antlaşması imzalanmıştır.<br>d- Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi’ni (Lisesi) bitirdikten sonra İstanbul Harp Okulu’na başlamıştır.<br>e- İttihat ve Terakki Cemiyeti, Meşrutiyet’in tekrar ilan edilmesi amacıyla kurulmuştur.<br><br>9- Aşağıda verilen cümlelerin başlarına doğru ise “D”, yanlış ise “Y” koyunuz.<br>a- ( Y ) Osmanlı Devleti’nde üyelerini halkın seçtiği meclise Meclis-i Ayan denirdi.<br>b- ( D ) Mustafa Kemal, ilk görevine başladığı Şam’da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurmuştur.<br>c- ( D ) I. Balkan Savaşı’na Romanya katılmamıştır.<br>d- ( Y ) Trablusgarp savaşı sonrası Osmanlı ile İngiltere arasında Uşi Antlaşması imzalanmıştır.<br>e- ( D ) I. Dünya Savaşı sonunda Almanya ile Versay Antlaşması Antlaşması imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>10- Aşağıda verilen test sorularını yapınız?<br><br>a-
“Dünyanın her yerinde meydana gelen bilimsel gelişmelerden ve
ilerlemelerden yararlanılmalıdır. Ancak temel kendi içimizden
çıkmalıdır.” diyen Mustafa Kemal, Türkiye’de arzulanan uygarlaşmanın
aşağıdaki hangi özelliğini vurgulamaktadır?<br><br>A) Batı tarzında ve modern B) Çağdaş ve ulusal C) Gelenekçi ve ulusal<br>D) İslami geleneklere dayalı ve dinamik E) Batı tarzda ve gelenekçi<br>b- Mustafa Kemal Paşa’nın, <br>I- Çanakkale Savaşı’nda başarı kazanması,<br>II- Muş ve Bitlis’i Ruslardan kurtarması,<br>III- Yıldırım Orduları Komutanlığı’ndan ayrılması<br>faaliyetlerinden hangilerinin Türk ulusunun Mustafa Kemal Paşa’ya güveninin artmasında etkili olduğu savunulamaz?<br><br>A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) II ve III<br><br>c Wilson İlkeleri’nin;<br><br>a. Devletler arasında eşitlik sağlanacaktır.<br>b. Ülkeler arasındaki silahlanma yarışı sona erecektir.<br>c. Devletler arasındaki sorunları çözmek amacıyla Milletler Cemiyeti kurulacaktır.<br>hükümlerinden hangileri kalıcı barışı sağlamaya yöneliktir?<br><br>A) Yalnız I B) Yalnız III C) I ve II D) II ve III E) I, II ve III<br><br>d- II.Abdülhamit’in 1909'da tahttan indirilmesinde;<br><br>I. Mebuslar Meclisi'ni kapatması<br>II. Basına sansür uygulaması<br>III. Otuz Bir Mart olayını desteklemesi<br>IV. İttihat ve Terakki Cemiyeti'yle uzlaşamaması<br><br>gerekçelerinden hangisi ya da hangileri neden göste¬rilmiştir?<br><br>A) Yalnız I B) I ve II C) Yalnız III<br>D) II ve III E) Yalnız IV<br><br>e-<br>Osmanlı
tarihinde görülen meşruti idarenin ilânında Avrupa'daki demokratik
değişimlerden etkilenen aydınların önemli bir katkısı vardır.<br><br>Birincisi
1876'da ikincisi 1908'de ilân edilen bu yöne¬tim anlayışında aşağıdaki
hangi akımın doğrudan kat¬kısının olduğu söylenebilir?<br><br>A) Osmanlıcılık B) Ümmetçilik C) Federalcilik<br>D) Turancılık E) Ulusçuluk<br>www.odevlerebak.blogcu.com<br>NOT: İlk Üç soru 10’ar puan, 4,5,6,7. sorular 5’er puan,<br>8. soru (5 X 4) 20 puan, 9. soru ( 5 X 2) 10 puan, BAŞARILAR DİLERİM<br>10 soru (5 X 4) 20 puan olup toplam 100 puandır.<br>Süre 1 ders saatidir. Zekeriya DEMİRÖRS<br>Cevapları soruların altlarına ve noktalı yerlere yazınız. Eğitim Dostuna 'da teşekkür etmeyi yorum yazmayı unutmayınız :)]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Yazılılar</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/11-sinif-1-donem-t-c-inkilap-tarihi-ve-ataturkculuk-dersi-sinavi/6631004</guid>
        </item>
        <item>
            <title>LİSE 3 BİYOLOJİ DERSİ I.DÖNEM I.YAZILI</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/lise-3-biyoloji-dersi-i-donem-i-yazili/6630952</link>
            <description><![CDATA[LİSE 3 BİYOLOJİ DERSİ I.DÖNEM I.YAZILI<br>Ders Öğretmenleri: Bülent IŞIK Özgür AYYILDIZ Hikmet TOZKOPARAN<br><br><br>A. DOĞRU-YANLIŞ TİPİ SORULAR (10 PUAN)<br><br>(……) Mayoz bölünme eşeysiz üremenin temelini oluşturur.<br>(……) İzogami büyüklükleri aynı olan iki gametin birleşmesidir.<br>(……) Bitkilerde metabolizmanın en yüksek olduğu seviye 35 C’dir.<br>(……) Oksin,giberellin ve sitokinin bitkide büyümeyi yavaşlatıcı etki gösterir.<br>(……) Amniyon zarının düzenleyici görevi yoktur.<br><br>B. BOŞUK DOLDURMA TİPİ SORULAR (20 PUAN)<br>• Tek hücrelilerden ……………te bölünme her yönden olabilir.<br>• Spor hücreleri diploit eşey ana hücrelerinin ……………. bölünme geçirmesiyle oluşur.<br>• Oogamide sperm ve yumurtanın ………….…la oluşması ve ……………. kromozom taşıması benzer özelliklerdendir.<br>• Tohumun çimlenebilmesi için ……… - ………………… ve ……………….. gereklidir.<br>• Sporları oluşturan diploit bitkiye …………………….. denir.<br>• Dişi ve erkek organı birlikte taşıyan çiçeklere ……….. çiçek denir.<br>• Meyve sadece yumurtalıkların gelişmesiyle oluşuyorsa …………… meyve denir.<br>• Erkek üreme sistemindeki yardımcı keseler: 1-……………… 2- ………………3- …………<br>• Bazı akvaryum balıklarında,köpek balıklarında ve deniz atlarında ...……….. gelişme görülür.<br>• Embriyonik örtülerden amniyon zarı …………………..nın yapısına katılır.<br><br><br>C. KLASİK SORULAR (60 PUAN)<br><br>1. Eşeyli ve eşysiz üremeyi 5 özelliği ile kıyaslayınız.<br><br><br>2. Tomurcuklanma ile üremeyi anlatınız.<br><br><br>3. Polen oluşumunu anlatınız.<br><br>4. Tozlaşma nedir? Tozlaşmanın amaçları nelerdir?<br><br><br>5. Dişilerde eşey hormonları hakkında bilgi veriniz.<br><br><br>6. Menstrüal döngünün korpus-luteum evresini anlatınız.<br><br>D. ŞEKİL SORUSU (10 PUAN)<br>1. Tek ve çift çenekli bitki tohumlarının şeklini çizerek kısımlarını gösteriniz.<br><br><br>CEVAP ANAHTARI<br><br>A. DOĞRU-YANLIŞ TİPİ SORULAR (10 PUAN)<br>( Y ) Mayoz bölünme eşeysiz üremenin temelini oluşturur.<br>( D ) İzogami büyüklükleri aynı olan iki gametin birleşmesidir.<br>( D ) Bitkilerde metabolizmanın en yüksek olduğu seviye 35 C’dir.<br>( Y ) Oksin,giberellin ve sitokinin bitkide büyümeyi yavaşlatıcı etki gösterir.<br>( Y ) Amniyon zarının düzenleyici görevi yoktur.<br><br>B. BOŞUK DOLDURMA TİPİ SORULAR (20 PUAN)<br>• Tek hücrelilerden AMİPte bölünme her yönden olabilir.<br>• Spor hücreleri diploit eşey ana hücrelerinin MAYOZ bölünme geçirmesiyle oluşur.<br>• Oogamide sperm ve yumurtanın MAYOZla oluşması ve HAPLOİT kromozom taşıması benzer özelliklerdendir.<br>• Tohumun çimlenebilmesi için NEM - SICAKLIK ve OKSİJEN gereklidir.<br>• Sporları oluşturan diploit bitkiye SPOROFİT denir.<br>• Dişi ve erkek organı birlikte taşıyan çiçeklere TAM çiçek denir.<br>• Meyve sadece yumurtalıkların gelişmesiyle oluşuyorsa GERÇEK meyve denir.<br>• Erkek üreme sistemindeki yardımcı keseler: 1-COWPER 2- PROSTAT 3- SEMİNAL<br>• Bazı akvaryum balıklarında,köpek balıklarında ve deniz atlarında YALANCI İÇ gelişme görülür.<br>• Embriyonik örtülerden amniyon zarı GÖBEK BAĞInın yapısına katılır.]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Yazılılar</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/lise-3-biyoloji-dersi-i-donem-i-yazili/6630952</guid>
        </item>
        <item>
            <title>LİSE 3 1.DÖNEM 1.EDEBİYAT YAZILI SORULARI</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/lise-3-1-donem-1-edebiyat-yazili-sorulari/6630939</link>
            <description><![CDATA[ONDOKUZUNCU ASIR<br>
“14. BEYİT: Ne vakitlerin uğurluluğu ne burçların uğursuzluğu
(astroloji, müneccimlik) kaldı; ne de remil, kehanet, cifir (gibi
gaipten haber verme işleri) <br>
22.BEYİT: Ne Ahmet Mehmet’in esiridir ne de Mehmet Ahmet’in velisi. Kanun hükümleri eşitlik temeli üzerine kurulmuştur. <br>
25. BEYİT: Zaman ilerleme, yükselme zamanı; dünya, bilim dünyasıdır.
Toplumların sonsuza kadar yaşamasını, devamını sağlamak cehalet ile
mümkün olur mu?” <br>
1. Yukarıdaki metnin konusu nedir ? Belirtiniz. <br>
2. Yukarıdaki metinden çıkarılacak en kapsamlı yargı nedir? <br>
3. Türk Edebiyatında “Noktalama İşaretleri” ilk defa ne zaman hangi eserde ve hangi edebiyatçı tarafından kullanılmıştır? <br>
4. Tanzimat Edebiyatı ile beraber edebiyatımıza giren edebi türler nelerdir? İsimlerini yazınız. <br>
5. Tanzimat Edebiyatının 1. ve 2. dönemlerinin sanata bakışları bakımından olan farklarını açıklayınız. <br>
6. Türk Edebiyatının ana dönemlerini şema halinde gösteriniz . <br>
7. Aynı konuyu ele alan bir tarihi metinle edebi metin arasındaki temel fark hangi noktadadır? Belirtiniz. <br>
8. Bir edebi eser, toplumun hangi hayat, yaşamsal yönlerinden etkilenir? Belirtiniz. <br>
9. “Yenileşme” kelimesinin sizde oluşturduğu çağrışımı birkaç cümle ile ifade ediniz <br>
10. Tanzimat Dönemi sanatçılarından üç tanesini yazınız. <br>
Not: Her soru 10 puan, toplam 100 puan, süre 40 dakikadır. <br>
Sinan Avcı <br>
Ders Öğretmeni<br>
CEVAPLAR<br>
1. Konu: Geçmişin artık geçmişte kaldığı, yenileşmenin gerçekleştiği,
esaretin kalkıp eşitliğin geldiği, bilimde ve her alanda gelişmenin,
ilerlemenin olduğu.<br>
2. Yenileşme ve gelişme.<br>
3. Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı (Batı Etkisinde Gelişen Türk
Edebiyatı) zamanında Şair Evlenmesi adlı eserde Şinasi tarafından
kullanılmıştır.<br>
4. Makale, roman, hikaye.<br>
5. Birinci dönem sanatçıları "Sanat toplum içindir.", ikinci dönem sanatçıları ise "Sanat sanat içindir." anlayışında idiler.<br>
6. a) İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı<br>
b) İslamiyet Etkisindeki Türk Edebiyatı<br>
c) Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı<br>
7. Tarihi metinlerdeki unsurlar (Olay - Kişiler- Zaman - Mekan)
değiştirilemezler; ama edebi metinlerdeki unsurlar (Olay - Kişiler-
Zaman - Mekan) değiştirilebilir.<br>
8. Siyasi Hayat - Kültürel Hayat - Düşünce Hayatı<br>
9. Eskinin modernize edilmesidir.<br>
10. Şinasi -Ziya Paşa - Namık Kemal<br><br>Soruların Sizlere Yararlı Olacağını Düşünüyorum.Buna Benzer Sorular Çıkabilir.<br>]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Yazılılar</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/lise-3-1-donem-1-edebiyat-yazili-sorulari/6630939</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Niçin Enerjiyi Verimli Kullanmalıyız?</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/nicin-enerjiyi-verimli-kullanmaliyiz/6630842</link>
            <description><![CDATA[Enerjinin fazla kullanılması sonucunda;<br>* DOĞAL KAYNAKLAR HIZLA TÜKENİYOR <br>* ÇEVRE KİRLENİYOR<br>* ENERJİ İÇİN YÜKSEK MİKTARDA PARA ÖDÜYORUZ<br><br>Ekonomik üretim ana unsuru olan ve hayat kalitemizi iyileştiren enerjinin kullanımından vazgeçemeyeceğimize göre<br>ENERJİYİ VERİMLİ KULLANALIM<br><br>Dünya'da
enerji tüketiminin bu şekilde devam etmesi durumunda 2020 yılında fosil
yakıt kaynaklarının yarısının tüketilmiş olacağı tahmin edilmektedir.
Fosil kaynaklar, sadece yakıt olarak değil aynı zamanda başta ilaç
olmak üzere kimya sektöründe pek çok alanda kullanılmaktadır. Bu yönü
ile de korunması en azından tüketiminin azaltılması önemlidir.<br><br>Kömür
veya petrol gibi fosil yakıtların yanması sonucu, daima CO2 oluşur.
Yapılan ölçümler milyonlarca yıldır 180-280 ppm arasında değişen CO2
seviyesinin günümüzde 360 ppm seviyesine çıktığını göstermektedir.
Karbondioksit diğer sera gazlarına göre %55'lik bir oranla, doğal
sıcaklık dengelerinin bozulmasında en büyük etkiyi yaparak Küresel
Isınma'ya neden olmaktadır.<br><br>Küresel Isınma'nın oluşumunda Sera
Etkisi'nin rolü büyüktür. "Sera Etkisi"ni, güneşten gelen kısa-dalga
ışınlarının geçmesine izin veren gaz tabakasının, dünya üzerinden
yansıyan uzun-dalga ışınlarının büyük bir kısmını tutması sonucu
meydana gelen atmosferik dengesizlik olarak kısaca açıklayabiliriz. <br><br>Atmosfere
atılan diğer sera gazları ise CO, SO2, NOx gibi zehirli gazlar ve
radyoaktif maddelerdir. Termik santrallarda, sanayide ve binalarda
yakıt olarak kömür kullanıldığında, bu kirlilik etmenlerinin yanısıra
kül de açığa çıkar. Kül civa, kurşun, arsenik ve kadmiyum içermesi
nedeniyle yüksek oranda kirletici etkiye sahiptir. <br><br>Fosil
yakıtların bu şekilde kullanılmaya devam edilmesi durumunda, aşırı
kuraklık, deniz seviyesinde yükselme sonucu su baskınları, fırtınalar
ve ultraviyolenin artması gibi küresel değişmeler sonucu, doğanın
ekolojik dengesinin bozulması kaçınılmazdır. <br><br>1970'li yıllarda yaşanan petrol krizi sonrasında enerji konusuna ilgi artmış ve enerji tasarrufu konusu gündeme gelmiştir. <br><br>Enerji
tasarrufu yapmak aile bütçesi için önemlidir. Enerjiyi verimli
kullanırsak faturalara daha az para öderiz. Enerji tasarrufu devlet
bütçesi için de çok önemlidir. Kullandığımız enerjinin yaklaşık %60'ını
başka ülkelerden alıyoruz ve ödemeyi döviz olarak yapıyoruz.]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Ödev</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/nicin-enerjiyi-verimli-kullanmaliyiz/6630842</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Mehmet Akif Ersoy’un Hayatı</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/mehmet-akif-ersoy-un-hayati/6630833</link>
            <description><![CDATA[<p>İstiklâl Marşı şâiri. Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif
1873 yılında İstanbul’da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz
Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı.
İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının
vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini
birincilikle bitirdi. Tahsil hayâtı boyunca yabancı dil derslerine ilgi
duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı.</p>
<p>Zirâat nezâretinde baytar olarak vazife aldı. Üç dört sene Rumeli,
Anadolu ve Arabistan’da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedâvisi için bir
hayli dolaştı. Bu müddet zarfında halkla temasta bulundu. Âkif’in
memuriyet hayatı 1893 yılında başlar ve 1913 târihine kadar devam eder.</p>
<p>Memuriyetinin yanında Ziraat Mektebinde ve Dârulfünûn’da edebiyat dersleri vermiştir.</p>
<p>1893 senesinde Tophâne-i Âmire veznedârı M. Emin Beyin kızı İsmet Hanımla evlendi.</p>
<p>Âkif okulda öğrendikleriyle yetinmeyerek, dışarda kendi kendini
yetiştirerek tahsilini tamamlamaya, bilgisini genişletmeye çalıştı.
Memuriyet hayatına başladıktan sonra öğretmenlik yaparak ve şiir
yazarak edebiyat sâhasındaki çalışmalarına devam etti. Fakat onun
neşriyat âlemine girişi daha fazla 1908′de İkinci Meşrutiyetin îlânıyla
başlar. Bu târihten itibaren şiirlerini Sırât-ı Müstakîm’de yayınlanır.</p>
<p>1920 târihinde Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisine
seçildi. 17 Şubat 1921 günü İstiklâl Marşı’nı yazdı. Meclis 12 Martta
bu marşı kabul etti.</p>
<p>1926 yılından îtibâren Mısır Üniversitesinde Türkçe dersleri verdi.
Derslerden döndükce Kur’ân-ı kerîm tercümesiyle de meşgul oluyordu,
fakat bu sırada siroza tutuldu. Önceleri hastalığının ehemmiyetini
anlayamadı ve hava değişimiyle geçeceğini zannetti. Lübnan’a gitti.
Ağustos 1936′da Antakya’ya geldi. Mısır’a hasta olarak döndü.</p>
<p>Hastalık onu harâb etmiş, bir deri bir kemik bırakmıştı. İstanbul’a
geldi. Hastanede yattı, tedâvi gördü. Fakat hastalığın önüne
geçilemedi. 27 Aralık 1936 târihinde vefat etti. Kabri Edirnekapı
Mezarlığındadır.</p>
<p>Mehmed Âkif milletini ve dînini seven, insanlara karşı merhametli
bir mizaca sâhip, şâir tabiatının heyecanlarıyla dalgalanan, edebî
bakımdan kıymetli şiirlerin yazarı meşhur bir Türk şâiridir. İstiklâl
Marşı şâiri olması bakımından da “Millî Şâir” ismini almıştır.</p>
<p>Şairin en büyük eseri Safahat genel adı altında toplanan şiirleri şu 7 kitaptan oluşmuştur:</p>
<p>1.Kitap: Safahat (1911)</p>
<p>2.Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912)</p>
<p>3. Kitap: Hakkın Sesleri (1913)</p>
<p>4. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914)</p>
<p>5. Kitap: Hatıralar (1917)</p>
<p>6. Kitap: Asım (1924)</p>
<p>7. Kitap: Gölgeler (1933).</p>]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Ödev</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/mehmet-akif-ersoy-un-hayati/6630833</guid>
        </item>
        <item>
            <title>7.Sınıf Maddenin Yapısı</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/7-sinif-maddenin-yapisi/6621548</link>
            <description><![CDATA[Madde, atom adı verilen taneciklerden oluşur.Atom maddenin yapı taşıdır.<br>Atomun yapısında proton, nötron ve elektron bulunur.<br>Proton ve nötron atomun çekirdeğinde yer alır. Elektron ise çekirdek etrafında dolanır.<br><br><br>Atomu oluşturan tanecikler belli başlı özellikleri vardır.<br>Proton: Atomun çekirdeğinde bulunur. (+) yüklü bir parçacıktır. Kütlesi 1 akb’dir.<br><br>Nötron: Atomun çekirdeğinde bulunur. Kütlesi hemen hemen protona eşittir. Elektrik yükü taşımaz.Yani yüksüz bir parçacıktır.<br><br>Elektron: Atomun
çevresinde çok büyük hızla dönen hareketli bir parçacıktır. Elektronlar
çekirdek etrafında farklı enerji seviyelerinde dolanır.<br>Atom
çekirdeğinin çapı, atom çapının 100 binde biri kadardır. Atom
çekirdeğinde yüklü olarak sadece protonlar bulunduğu için, atomun
çekirdek yükü daima (+) artıdır.<br>1 Karbon atomunun kütlesinin 1/12’sine, 1 atomik kütle birimi adı verilmiştir. Atomik kütle birimi akb ile gösterilir.<br>1 Karbon atomu = 12 akb’dir.<br>Kimyasal hesaplamalarda atomların kütleleri gram cinsinden değil, akb cinsinden alınır.<br><br>Atom numarası: Bir
element atomunun çekirdeğinde bulunan proton sayılarının toplamına,
atom numarası adı verilir. Atom numarası Z ile gösterilir.<br>Z = p<br><br>Kütle numarası: Bir
atomun çekirdeğindeki proton ve nötron sayılarının toplamı, o atomun
kütle numarasını verir. Kütle numarası A ile gösterilir.<br>Kütle numarası = Proton sayısı + Nötron sayısı<br>A = p + n<br>Nötr ve Yüklü Atom: Bir atomdaki proton ve elektron sayıları birbirine eşitse <br>bu atoma nötr atom denir. Nötr atomda (+) ve (–) yükler birbirine eşittir.<br>Örneğin nötr karbon atomunda 6 proton 6 elektron vardır. Nötr atomda, <br>p = e’dir.<br><br>Atomlar elektron alıp verebilirler. Ancak çekirdekte bulunan proton ve nötronu alıp veremezler.<br><br>ÖRNEK: Nötr bir magnezyum atomunda proton sayısı 12, nötron sayısı 13’tür. <br>Bu atomun;<br>a. Elektron sayısı nedir?<br>b. Kütle numarası nedir?<br><br>Çözüm<br>a. Nötr atomda elektron ve proton sayısı birbirine eşittir. O hâlde, p = e = 12 dir.<br>b. Kütle no = A = p + n<br>p = 12, n = 13 olduğuna göre, A = 12 + 13 = 25<br><br>(–) yüklü atom<br>Eğer bir atom dışarıdan elektron alırsa, (–) yük sayısı (+) yük sayısından <br>fazla olur. Bu durumda atom (–) yüklü olur. <br>Örneğin nötr flüor atomunun 9 elektronu, 9 protonu vardır. <br>Flüor atomu 1e– alınca 10 elektronlu ve (–) yüklü olur.<br><br><br>(+) yüklü atom<br>Eğer bir atom bir elektronunu kaybederse, (+)<br>yük sayısı (–) yük sayısından fazla olur. Bu durumda<br>atom (+) yüklü olur.<br>Örneğin nötr lityum atomunun 3 protonu 3 elektronu<br>vardır. Lityum 1e– verirse 2 elektronlu ve (+)<br>yüklü olur.<br><br><br><br>Elementlerin Sembollerle Gösterilmesi<br>Kimyasal
hesaplamalarda maddelerin Lâtince isimleriyle işlem yapmak zordur.
Bunun yerine elementlerin Lâtince isimlerinin kısaltmalarından oluşan
semboller kullanılır.<br>Element sembollerinde ilk harf her zaman büyük, varsa diğerleri daima küçük yazılır.<br>Örneğin;<br>Hidrojen H, Helyum He, Karbon C<br>Kalsiyum Ca, Bor B, Berilyum Be<br>Element sembolünün sol üst köşesine atomun kütle numarası, sol alt köşesine ise atom numarası yazılır.<br><br><br>Elektron Dağılımı<br>Elektronlar
çekirdek çevresinde belli enerji seviyelerinde ve belli sayılarda
dolanır. Enerji seviyeleri çekirdekten dışa doğru, 1. seviye, 2.
seviye, 3. seviye şeklinde sıralanır. Bazen enerji seviyeleri, K, L,M,
N... harfleriyle de gösterilir.<br>1. seviyede en fazla 2 elektron bulunur.<br>2. seviyede en fazla 8 elektron bulunur.<br>Bir enerji seviyesinde bulunabilecek en fazla elektron sayısı, 2 n2 bağıntısı ile hesaplanır. (n, enerji seviyesini gösterir.)<br>Atomun
en dış enerji seviyesinde en fazla 8 elektron bulunabilir. En dış
enerji seviyesinde 8 elektron bulunduran elementlere soy gazlar ya da
asal gazlar adı verilir. Bunun tek istisnası helyumdur. Helyum elementi
soy gaz olduğu hâlde 2 elektronu vardır.<br><br><br>Örnek: <br>İlk iki enerji seviyesi dolu olan bir atomun toplam elektron sayısı nedir?<br><br>Örnek: <br>Atom numarası 13 olan nötr bir atomun elektron dağılımı nasıl olur?<br><br>Örnek: <br>18X atomunun elektron dağılımı nasıldır?<br><br>Örnek: <br>Üçüncü enerji seviyesinde 2 elektron bulunan bir atomun atom numarası kaçtır?<br>A)6 B)10 C) 12 D) 26<br><br>BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?<br>Atomun
çapı yaklaşık 1 angstromdur.1 angström 1 milimetrenin 10 000 000 da
birine eşittir. Yani 1 milimetrelik çizgi üzerinde yaklaşık 10 milyon
atom yan yana dizilmiş demektir.<br><br><b>Periyodik Cetvel</b><br>Elementler
benzer özelliklerine göre sınıflandırılırlar.Elementlerin benzer
özelliklerine göre sınıflandırılmasıyla oluşturulan tabloya periyodik
cetvel denir. Periyodik cetvelde, elementler artan atom numaralarına
göre dizilmiş ve benzer özellikteki elementler alt alta gelmiştir. Periyodik cetvele periyodik tablo ya da periyodik çizelge de denir. Periyodik cetveli oluşturan yatay sıralara periyot adı verilir.<br>Yatay
sıralarda atom numaraları arttıkça, elementlerin fiziksel ve kimyasal
özellikleri değişir. Periyodik cetveldeki düşey sütunlara grup denir.<br>Aynı
gruptaki elementler benzer kimyasal özellikler gösterir.Periyodik
cetvelde 8 tane A ve 8 tane B olmak üzere 16 tane grup vardır.
Periyodik cetvel 18 sütundan oluşur. B gruplarından üç tanesi birden 8B
olarak isimlendirilir.<br><br>Periyodik cetveldeki ilk sütuna 1A grubu
denir.Son sütunu ise 8A grubu oluşturur.1 A grubu elementlerine alkali
metaller adı verilir.<br>Hidrojen 1 A grubunda olduğu hâlde alkali
metaller grubuna girmez. 7 A grubu elementlerine halojenler, 8A grubu
elementlerine soy gazlar adı verilir.<br><br>Grup ve Periyodun Bulunması<br>Bir elementin atom numarası biliniyorsa, bu elementin grup ve <br>periyodu bulunabilir.<br><br>Örneğin 7N elementinin elektronlarının dağılımı şöyledir:<br>7N ) )<br>2 5<br>Burada en son enerji seviyesindeki elektron sayısı, grup numarasını; <br>enerji seviyelerinin sayısı ise periyot numarasını verir.<br>Bu sonuçlara göre, 7N elementi 2. periyotta 5 A grubundadır.<br><br>Örnek<br>17Cl elementinin periyot ve grup numarasını bulunuz.<br><br>Değerlik Elektron Sayısı<br>Nötr bir atomun son enerji düzeyindeki elektron sayısına, değerlik elektron sayısı denir.<br>Gruplara göre elementlerin değerlik elektron sayıları şöyledir:<br><br><br>Elementlerin Sınıflandırılması<br>Elementler, metaller, ametaller, yarı metaller ve soy gazlar olmak üzere sınıflara ayrılır.<br><br>Metallerin Genel Özellikleri<br>Periyodik çizelgenin sol tarafında bulunurlar.<br>Parlak ve serttirler.<br>Şekil verilebilirler, tel veya levha hâline gelebilirler.<br>Oda sıcaklığında katı hâlde bulunurlar. Civa (Hg) hariç.<br>Elektriği ve ısıyı iyi iletirler.<br>Bileşik oluştururken elektron verirler. Elektron verince (+) pozitif yüklü olurlar.<br>Kendi aralarında bileşik oluşturmazlar.<br><br>Ametallerin Genel Özellikleri<br>Periyodik çizelgenin sağ tarafında bulunurlar.<br>Mat görünüşlüdürler.<br>Vurulunca kırılabilirler, şekil verilemezler.<br>Grafit hariç elektrik ve ısıyı iyi iletmezler.<br>Oda sıcaklığında brom sıvı, karbon, kükürt ve bor katı, diğerleri gaz hâldedir.<br>Metallerle yaptıkları bileşiklerde (–) negatif yüklüdürler.<br>Kendi aralarında bileşik oluşturabilirler.<br><br>Yarı Metaller<br>Periyodik çizelgede metallerle ametalleri ayıran zig-zag çizginin sağ ve solunda bulunurlar.<br>Bazen metal, bazen ametal özellik gösterirler.<br>Bor, silisyum, germanyum, arsenik, antimon, tellür, polonyum ve astatin yarı metallerdir.<br><br>Soy Gazlar<br>Kararlı yapıya sahiptirler. Elektron alma ve verme eğilimleri yoktur.<br>Başka maddelerle reaksiyona girmezler.<br>Oda sıcaklığında gaz hâlde bulunurlar.<br>Periyodik çizelgenin en sağında bulunurlar.<br><br><br><br>Periyodik tablonun ortasında yer alan B Grubu elementlerine geçiş elementleri denir. Bunların içinde ağır metaller bulunur. <br>Element kütlelerinin akb cinsinden gösterilmesi:<br>Periyodik
tabloda elementlerin kütleleri yazılırken izotopları da göz önünde
bulundurulur. Bir elementin kütlesi, izotop kütleleri göz önüne
alınarak hesaplanır.<br><br>Klor elementi tabiatta % 75 oranında 35Cl
şeklinde, % 25 oranında da 37Cl izotopları şeklinde bulunur. Cl
elementinin ortalama kütlesi şöyle hesaplanır: <br>Klor elementinin atom kütlesi<br>Klor elementinin ortalama kütlesi 35,5 akb dir. Bu yüzden Klor elementi periyodik tabloda 35,5Cl şeklinde gösterilir.<br><br>75/100 x 35 + 25/100 x 37 = 35,5 akb<br><br><br><br><br>1. Ametalik özellik hangi elementte en fazladır?<br><br>A)X B) Y C) Z D) T<br><br>2. Metalik özellik hangi elementte en fazladır?<br>A)X B) Y C) Z D) T<br><br>3. Hangi element kararlı yapıdadır?<br>A)X B) Y C) Z D) T<br><br>4. Değerlik elektron sayısı ile ilgili olarak aşağıdakilerden<br>hangisi yanlıştır?<br>Element Değerlik e– sayısı<br>A) X 1B) Y 5 C) Z 2 D) T 0<br><br>5. Atom numarası en küçük olan element hangisidir?<br>A)X B) Y C) Z D) T]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Fen ve Teknloloji</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/7-sinif-maddenin-yapisi/6621548</guid>
        </item>
        <item>
            <title>7.Sınıf  Fraktallar ve Doğa</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/7-sinif-fraktallar-ve-doga/6621535</link>
            <description><![CDATA[<p>Fraktallar ve Doğa<br> <br>
Bir şeklin orantılı olarak küçültülmüş veya büyütülmüş modelleriyle
inşa edilen örüntülere fraktal adı verilir. Halı veya kilim
desenlerini, pisagor ağacını&nbsp;fraktallara örnek verebiliriz.Bir cismi
oluşturan parçalar ya da bileşenlerin cismin tamamına benzemesi
matematikte "fraktal" olarak adlandırılır.Düzensiz ayrıntılar ya da
desenler giderek küçülen ölçeklerde tekrarlanır. Öyle ki bütünün her
bir parçası büyütüldüğünde yine cismin bütününe benzer. Fraktal terimi
parçalanmış ya da kırılmış anlamına gelen Latince "fractus" sözcüğünden
türetilmiştir.www.yalpturk2.blogcu.com </p> Ilk
olarak 1975’te Polonya asıllı matematikçi Beneoit B. Mandelbrot
tarafından ortaya atılan fraktal kavramı, yalnızca matematik değil
fizikokimya, fizyoloji ve akışkanlar mekaniği gibi değişik alanlar
üzerinde önemli etki-ler meydana getiren yeni bir geometri sisteminin
doğmasına yol açmıştır. Bu tanımlar ışığında gözlerimizi tabiata
çevirdiğimizde sayısız fraktal cisimlerle, hatta manzaralarla
karşılaşırız. Kar tanelerinin kristal şekilleri kendi başlarına birer
fraktaldır. Bir ağaç, bir gövdeye, onun üzerinde birkaç ana dala, her
bir ana dalın üzerindeki daha ince dallara ve onların da üzerinde bu
şekilde çoğalan nice dallara sahiptir. Baktığınızda bu ağacın
geometrisi bir kaos ve düzensizlik içindedir. Ağaçtan bir dal koparıp
onu incelediğinizde o dal parçası şekil olarak ağacın kendisine
benzemekte ve adeta minyatür bir ağaç oluvermektedir. Bu dal parçasının
kendine ait bir gövdesi, kolları ve daha ince dalları vardır. Belirli
bir ağacın şekli üzerinde tohumdaki genetik program, alabildiği güneş
ışığı, iklim koşulları, maruz kalınan hastalıklar, toprak koşulları,
diğer ağaçların konumu vb. de dahil olmak üzere birbirine bağlı birçok
karmaşık etken rol oynar. Akciğerlerimizdeki bronş ve bronşcuklar da
ağaçlardaki gibi fraktal uzanıma sahiptir. Akarsular da yatakları
boyunca kollara derelere çaylara ve daha küçük kanallara bölünür. Bir
dere ya da nehir tek başına incelendiğinde o da nice kollara ayrılır.
Benzer durum vücudumuzdaki damar sisteminde de mevcuttur. Çöllerdeki
kumların rüzgar nedeni ile aldığı şekiller ve sakin bir havada
denizdeki dalgaların şekilleri de fraktal yapıya birer örnek olarak
verilebilir. Tabiatta var olması mümkün olan çok geniş ve eşsiz bir
fraktal dağılım bulunmaktadır. Özellikle bilgisayar ekranlarında
matematiksel formüllerle üretilen bazı fraktal biçimlerde eşsiz olma
durumu bir dereceye kadar mekaniktir. Doğadaki ve sanattaki diğer
fraktallerde kendi kendine benzerlik, bu tanıma baş kaldırırcasına
farklı olan şeylerle bir arada bulunur. Mikroevren ve Makroevren
arasındaki benzersiz fraktal yapılar dinamik bir sistemin içinde
meydana gelen karmaşık ilişkilerin hepsinin bir ürünüdür. Gerçekliğin
fraktal özelliklerine dikkat etmek; dünyayı oluşturan ve onu bir arada
tutan gizemli, tahmin edilmez hareketi bir anlığına görmenin bir
yoludur. Fraktal şekiller bilgisayar yardımı ile matematiksel olarak da
modellenebilmektedir. Matematiksel fraktallar etkileyicidir, ama tekrar
tekrar gördükten sonra böyle bir objenin tazeliği solar. Aynı durum,
karmaşık bir süreçten ortaya çıkan, bu sayede sayısız "bölüm" ün
birbirleriyle karşılıklı bağlantı içerisinde olan doğanın yaradılışları
için söz konusu değildir; bu, bir algoritmanın tekrarlanması ile
üretilen matematiksel bir taklide karşı hakiki kaosdur. Sonuç olarak,
doğal fraktaller eşşizlik, kendiliğindenlik, derinlik ve gizem
niteliğine sahiptir. Bu noktada karşımıza ‘kaos’ kavramı çıkmaktadır.
Örnekleri verilen fraktal yapının bütününe ve parçalarına ait bir kural
ortaya konamaz. Fraktal gelişim yani daha küçük benzer yapıların oluşma
süreçleri daha önceden belirlenemez ve öngörülemezler. Günlük dilde
kaosu, dağınıklık, kargaşa, keşmekeş, başıbozukluk, düzensizlik,
hercümerç, dağdağa sözcüklerine yakın bir mana vererek, olumsuz
durumlar için kullanıyoruz. Kaos Yunanca’da (khaos), yarık, boşluk,
uçurum, hudutsuzluk, ıssızlık, girdap manalarını taşı-yor. Günlük
dilden geçmiş olmakla birlikte kaos terimi, denetlenemeyen,
öngörülemeyen küçük değişikliklerin büyük sonuçlara yol açtığı veya
büyük değişikliklerin bir şey olmamışçasına yavaş yavaş kaybolduğu bir
dünyanın kapısını aralamaya cesaret eden bilimcilerin dilinde farklı
bir anlam kazanır. Kaos, hareketler, taşınmalar, doğumlarla; büyümeler,
yıpranmalar, başkalaşmalarla; onarmalar, iyileşmeler, kırılmalar,
yıkılışlar, patlamalar, heyelanlarla ilgilidir. Kaos için en kısa ve
etkili olan "dü-zensizliğin düzeni" tanımıdır. Kaos, kuralsız bir
başlangıcı, tahmin edilemez bir gelişimi ve artan bir karmaşıklığı
anlatmaktadır. Kaosun tanımı entropiyi de hatırımıza getirmektedir.
Entropi de kısaca bir sistemin ki bu sistem evrenin kendisi olabileceği
gibi bir molekül ya da hareketli cisimler grubu da olabilir-
düzensizliğindeki artışın bir göstergesidir. Entropi her ne kadar
evrendeki termodinamik yasalar için kullanılsa da genel manada
düzensizliğin artışını anlatan bir kavramdır. Tabiatta bir başlangıçı
olan her varlık ve ona ait gelişim süreci geri dönüşü olmayan bir kaosa
ve entropiye sahiptir. Büyüme, gelişme ve çoğalma zaman içerisinde
karmaşık bir yapılaşmayı getirecektir. Tabiattaki bu kaos bizim
anladığımız anarşi içeren değil aksine birbiri ile uyumlu, işbirliği
yapan, birbirine destek olan ve en mükemmel estetiği içinde barındıran
bir haldir. Karmaşık süreçlerin bildiğimiz fiziksel ve matematiksel
kurallara hapsolmamış olması özgürlük kavramının tabiatta en doğru
olarak bize anlatılmasıdır. Kalıplar yok, birbirinin benzeri olsa da
hiçbirşey aynı değil, her parça ayrı bir yol izlese de ortak olarak bir
bütünü oluşturup onu geliştiriyorlar. Hiçbir eleman bir diğerinin
gelişimini engellemediği gibi, birbirlerine destek oluyor. Her bir
farklılık bütünü daha da zenginleştirmektedir. Kaosta aslında bir düzen
var; fakat bunu zihinlerimizde bir fomüle oturtamıyor oluşumuz ona bir
düzensizlik sıfatı da eklememize neden oluyor. Tabiatın bu karakterinde
bir rastgelelik görünse de sezdiğimiz ama, henüz anlayamadığımız
planlar ve hesaplar bu kaosun her bir ferdinin varlığında mevcuttur.
Tabiatı seyrederken ve incelerken bakışlarımızı ayrıntılara, bütünün
parçalarına hatta parçaların da daha küçük elemanlarına yöneltiğimizde
bilip gördüğümüzden daha zengin daha görkemli bir doğa göreceğiz.<br> <br> <img src="http://www.ercangurvit.com/fraktal_dosyalar/image001.gif"><br> <br> <img src="http://onarimcilar.net/resimler/kaos/kochkar.jpg"><br> <br> <img src="http://img515.imageshack.us/img515/6429/fraktal2vu0.jpg"><br> <br> <table><tr><td colspan="2" align="left" valign="top" width="70%">FRAKTAL ÖRNEKLERİ</td></tr> <tr><td colspan="2" valign="top">FRAKTAL RESİMLERİ</td></tr> <tr><td colspan="2" valign="top"><p><img alt=" " src="http://lh3.google.com/Matematurk.COM/R22f-u2nCWI/AAAAAAAAA74/Hh7dB2PzmuQ/s144/baglantilar.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh6.google.com/Matematurk.COM/R22gAe2nCXI/AAAAAAAAA8A/zSMnuNn0rl8/s144/kuyu.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh5.google.com/Matematurk.COM/R22gCO2nCZI/AAAAAAAAA8Q/d9W5IExlMHM/s144/boya_lekesi.jpg" height="108" width="144"></p> <p><img alt=" " src="http://lh5.google.com/Matematurk.COM/R22gEO2nCbI/AAAAAAAAA8g/SFRLVG3a8xg/s144/cimenlik.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh5.google.com/Matematurk.COM/R22gFO2nCcI/AAAAAAAAA8o/i26KAUr7-yw/s144/istif.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh5.google.com/Matematurk.COM/R22gHO2nCfI/AAAAAAAAA9A/d32Rxl_Cmi8/s144/hayal.jpg" height="108" width="144"></p> <p><img alt=" " src="http://lh4.google.com/Matematurk.COM/R22fx-2nCHI/AAAAAAAAA6A/Bxmz0lac5c4/s144/kabarciklar.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh4.google.com/Matematurk.COM/R22fy-2nCII/AAAAAAAAA6I/AXI8XiMT2dg/s144/patlama.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh3.google.com/Matematurk.COM/R22fzu2nCJI/AAAAAAAAA6Q/vFZ_EMp8XrM/s144/dugumler_1.jpg" height="108" width="144"></p> <p>&nbsp;</p> <p><img alt=" " src="http://lh4.google.com/Matematurk.COM/R22f1-2nCMI/AAAAAAAAA6o/zFXodTRHwUU/s144/ammonit.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh3.google.com/Matematurk.COM/R22f2u2nCNI/AAAAAAAAA6w/Jzir9XhWok0/s144/ammonit_2." height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh3.google.com/Matematurk.COM/R22f3u2nCOI/AAAAAAAAA64/TsDQDm6fPR0/s144/desen_2.jpg" height="108" width="144"></p> <p>&nbsp;&nbsp;<img alt=" " src="http://lh5.google.com/Matematurk.COM/R22frO2nB-I/AAAAAAAAA44/Lot9JIOZEUk/s144/suslu_mandelbrot.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh3.google.com/Matematurk.COM/R22fru2nB_I/AAAAAAAAA5A/0Oa2LjjBHsE/s144/ses.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh5.google.com/Matematurk.COM/R22fvO2nCEI/AAAAAAAAA5o/uI_a2FyLUQs/s144/helezon_3.jpg" height="108" width="144">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p> <p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;<img alt=" " src="http://lh4.google.com/Matematurk.COM/R22fj-2nB2I/AAAAAAAAA34/_Mye0vUluMg/s144/Fractal.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh5.google.com/Matematurk.COM/R22flO2nB3I/AAAAAAAAA4A/GpCqJfX1YPY/s144/mandelbrot_2.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh5.google.com/Matematurk.COM/R22fmO2nB4I/AAAAAAAAA4I/2yNhPuU6PEU/s144/desen.jpg" height="108" width="144"></p></td></tr></table>  <img alt=" " src="http://lh5.google.com/Matematurk.COM/R22gDO2nCaI/AAAAAAAAA8Y/XQv3K1k_Lwo/s144/mizraklar.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh4.google.com/Matematurk.COM/R22fw-2nCGI/AAAAAAAAA54/VupNlacYUGY/s144/cicek_tuneli.jpg" height="108" width="144"><img alt=" " src="http://lh5.google.com/Matematurk.COM/R22f1O2nCLI/AAAAAAAAA6g/pSzd8t5_unw/s144/donguler.jpg" height="108" width="144"><br> <img alt=" " src="http://lh5.google.com/Matematurk.COM/R22foO2nB6I/AAAAAAAAA4Y/oQFLxHkALdI/s144/ayrinti.jpg" height="108" width="144">]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Fen ve Teknloloji</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/7-sinif-fraktallar-ve-doga/6621535</guid>
        </item>
        <item>
            <title>7.Sınıf Cebirsel İfadeler</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/7-sinif-cebirsel-ifadeler/6621516</link>
            <description><![CDATA[A)7.Sınıf Cebirsel İfadeler<br>1-Cebirsel İfade<br><br>İçinde en az 1 bilinmeyen ve işlem bulunan ifadelere CEBİRSEL İFADELER denir. <br>&nbsp;<br>x+5,8y-9
gibi ifadelerdir. Cebirsel ifadelerde kullanılan harflere BİLİNMEYEN
denir.Cebirsel ifadelerde + veye - ile ayrılan kısımlara TERİM denir. <br>3a+8b-4c ifadesinde:<br>&nbsp;<br>1. terim 3a: a bilinmeyen ve 3 katsayıdır.<br>2. terim 8b: b bilinmeyen ve 8 katsayıdır.<br>3. terim -4c:c bilinmeyen ve -4 katsayıdır.<br>&nbsp;<br>CEBİRSEL İFADELERİN TOPLANMASI<br>&nbsp;<br>Bir
cebirsel ifadede bir değişkenin aynu veya farklı katsayılara sahip olan
terimlerine BENZER TERİM denir. Benzer terimler toplanırken önündeki
katsayılar toplanır ve bilinmeyenin katsayısı olarak yapılır.<br>&nbsp;<br>3x+7-8x+3= -5x + 10'dur.<br>&nbsp;<br>Tek Termli ile Çift Terimlinin Çarpımı<br>&nbsp;<br>3 ile 2x+4= 3.(2x+4 )= 6x+12<br>&nbsp;<br>Çft Terimli İle Çift Terimlinin Çarpımı<br>&nbsp;<br>2x-5 ile 5x+3 =(2x-5).(5+3)= 10x+6x-25-15=16x-40<br>&nbsp;<br>En Sade Halini Bulma<br>&nbsp;<br>7.(4+3x)+5.(8x-4)=28+21x+40x-20=+61x+8<br>&nbsp;<br>Bir Cebirsel İfadenin Sayısal Değerini Bulma<br>&nbsp;<br>x=2 için 2x+8'in değeri kaçtır?<br>&nbsp;<br>2.2+8=4+8=12


<br><br>Şimdi Gelelim Videolu Anlatıma:<br><br>]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Matematik </category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/7-sinif-cebirsel-ifadeler/6621516</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Münazara nedir Örnek Münazara konuları</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/munazara-nedir-ornek-munazara-konulari/6610455</link>
            <description><![CDATA[<p>Herhangi bir konu üzerinde zıt düşüncelerin karşılıklı olarak
savunulmasına Münazara denir. Münazarada önemli olan "savunma" dır.
Taraftarı az olan bir düşünce, iyi savunulduğu zaman çok kişi
tarafından takdir edilebilir.<br>Münazara için genellikle üçer ya da
dörder kişilik iki grup kurulmalı-dır. Gruplardan birisi işlenecek
konuya olumlu, diğeri ise olumsuz yönden savunmalıdır. Yani, bir grup
"tez", diğer grup ise "antitez" i almalıdır. Ayrıca, münazara yapacak
kişileri değerlendirecek bir "jüri" seçilmelidir. Jüri, ya başlangıçta
ya da münazara yapılacağı gün seçilebilir.</p>
<p>Olumlu tezin savunulması, olumsuzdan daha kolay olduğu için,
konuşmaya, olumlu tezi savunan gruptan biri başlamalıdır.
Konuşmacıların savunmalarının gücü kadar, taraflı ve tarafsız
dinleyicilerin gösterilerinin de jüri üzerinde etkisi bulunur. Ancak,
taraf tutan dinleyicilerin, karşı taraf konuşmacılarının moralini
bozacak nitelikte gösteride bulunmaları doğru değildir. (K. GARİPOĞLU,
Kompozisyon Bilgileri, s. 31)</p>
<p>Münazaraya katılacak kişilerle, jüri üyeleri münazara tekniği
konusunda bilgilendirilmelidir. İki grup da kendi aralarında iş ve konu
bölümü yapıp münazara gününe kadar hazırlıklarını tamamlamalıdır.
Konuşmacılara, araştırma için en az 2-3 hafta süre verilmelidir.</p>
<p>Gruptaki her kişi savundukları konunun değişik alt konuları
hakkında konuşmak zorundadır. Birden fazla kişi, aynı alt konuyu
savunamaz. Münazarada yazılı metne bakarak okuma olmaz. Savunulan konu;
sözlü ele alınmalıdır. Konuşmacıların, konularını bir kâğıda yazıp
okumaları çok yanlıştır.<br>Münazarada etkili savunmanın önemli olması
gibi, belli zaman içinde konuşmak da önemlidir. Bu nedenle
konuşmacılara eşit zaman dilimleri verilmelidir. Bu zaman, genellikle
5-15 dakikadır.Ayrıca, münazarayı izleyen grup da çok önemlidir.
Konuşmacılar; konularını savunurken izleyicilerin büyük bir sessizlikle
konuları dinlemesi gerekmektedir. Konuşmacıların tutarsız bir
düşüncesi, yanlış yerde yapılmış bir mimik hareketi izleyicilerde
tepkiye neden olmamalıdır. İzleyiciler savunulan düşüncenin doğruluğunu
ya da yanlışlığını onaylayacak davranışlardan uzak durmalıdır. Ancak,
böylece jürinin doğru ve tarafsız değerlendirmesi mümkün olur.</p>
<p>Jürinin, değerlendirmede dikkat edeceği özellikler:<br>a)Türkçeyi kullanma gücü. (Diksiyon, vurgu, tonlama, kelime hazinesi, cümle kurma vb.)<br>b) El, kol ve yüz hareketlerini yerinde kullanma.<br>c)
Savunmada inandırıcı olma. (Belgeler, istatistikî bilgiler, resimler,
gazete ve dergi haberleri, güncel olaylarla örnekleme vb.)<br>ç) Konuşmacıların fizikî özellikleri. (Temiz ve düzenli kıyafet, saç, sakal tıraşı vb.)</p>
<p>Örnek Münazara Konuları:<br>Çok gezen mi çok bilir, çok okuyan mı?<br>İlk insanlar mı daha mutludur, günümüz insanı mı?<br>Savaşta bilgi mi üstündür, kılıç mı ?<br>Toplumun ilerlemesinde kadın mı, erkek mi daha önemlidir?<br>Başarıda çalışmak mı, şans mı önemlidir? <br>Kalkınmada köyden mi, kentten mi başlamalı?<br>İklim; insanın kişiliğini değiştirir mi, değiştirmez mi?<br>Turizmin gelişmesinde para mı önemli, eğitim mi?<br>Uygarlığın gelişmesinde sanat mı, bilim mi önemlidir?<br>Ormanların korunmasında yasalar mı, çevre bilinci mi etkili olur?<br>Çocuk eğitiminde aile mi, okul mu etkilidir?<br>Başarıya ulaşmak için zekâ mı, çalışmak mı önemlidir?<br>Para; her kapıyı açar mı, açmaz mı?<br>Çocuk eğitiminde anne mi, baba mı daha önemlidir?<br>Ülkenin kalkınmasında tarım mı, sanayi mi önde tutulmalıdır?<br>Ailede kadın çalışmalı mı, çalışmamalı mı?<br>İnsan mı doğaya, doğa mı insana hâkimdir?<br>İnsana suç işleten kendisi midir, toplum mu?<br>Ülkeyi kalkındıracak olan para mıdır, eğitim midir?<br>Ülkenin hızlı kalkınmasını sağlayan kamu sektörü müdür, özel sektör mü?<br>Çocuk eğitiminde çevre mi, aile mi etkilidir?<br>Atomun bulunması insanlık için yararlı mı, zararlı mı olmuştur?<br>Bir toplumun gelişmesinde sinema mı, tiyatro mu etkilidir?<br>Savaşlar yapıcı mıdır, yıkıcı mıdır?<br>(S. SARICA - M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 271)</p>
<p>Veliler (anne-baba) en iyi öğretmendir. Fikrine katılıyor musunuz?</p>
<p>Son zamanlarda yemek yapmak kolay hale geldi. Bu kolaylık insanların yaşam tarzında bir gelişme sağladı mı?</p>
<p>Televizyon arkadaş ve aileler arasındaki ilişkiyi bozmuştur. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Nerede yaşamayı tercih ederdiniz? Şehirde mi yoksa, köyde mi?</p>
<p>Eğitim kurumlarının eğitime aktardıkları para kadar
öğrencilerin spor aktivitelerine de aktarmaları gerekir. Fikrine
kalıyor musunuz?</p>
<p>Bazıları lokantada, bazıları da evde kendisi hazırlayıp yemeği tercih ederler. Siz nerede yemek isterdiniz?</p>
<p>Bazıları derler ki, üniversite derslerine katılım serbest
olmalı. Bazıları da üniversite derslerine devam mecburiyeti olmalı,
der. Bunların hangisine katılıyorsunuz?</p>
<p>Evinizin hemen yanında yeni bir disko açılacakmış. Buna karşı mısınız veya destekliyor musunuz?</p>
<p>Devlet toplu taşıma araçlarını mı yenilemeli mi, yoksa daha güzel yollar mı yapmalı?</p>
<p>Çocuklar için köyde yaşamak şehirde yaşamaktan daha iyidir? Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Öğrenciler okurken çalışmalı mı? Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>İnsanlar bazen sevmedikleri şeyleri de yapmalılar. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Televizyon, gazeteler ve dergiler meşhurların özel hayatlarına çok fazla yer veriyorlar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?</p>
<p>Bazıları dünyaya insanlar tarafından zarar verildiğini düşünüyorlar. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Bazı insanlar hayatlarını hep aynı yerde geçirirler bazıları
da daha iyi iş için, ortam için, ev için hatta hava için değişiklerde
yaşarlar. Siz hangisini tercih edersiniz?</p>
<p>Paranızı kazanır kazanmaz harcamak mı iyi, biriktirmek mi iyi?</p>
<p>Biri size bir miktar para hediye etti. Bu parayla ya bir
mücevher ya da katılmak istediğiniz bir konser bileti alabilirsiniz.
Siz hangisini tercih ederdiniz?</p>
<p>Canlı yayına katılmak televizyonda herhangi bir olayı izlemekten daha eğlencelidir. Katılıyor musunuz?</p>
<p>Gelişme her zaman iyidir, fikrine katılıyor musunuz?</p>
<p>Geçmişi bilmenin şimdiki yaşayanlara bir faydası yoktur. Fikrine katılıyor musunuz?</p>
<p>Teknoloji sayesinde öğrenciler daha iyi ve daha hızlı öğreniyorlar konusuna katılıyor musunuz?</p>
<p>Asla vazgeçme! Bu neyin ifadesi: Hiçbir zaman hedeflerine
ulaşmak için durma daha da çok çalış demektir. Fikrine katılıyor
musunuz?</p>
<p>Bazıları arkadaşla, bazıları da yalnız mı seyahat etmeyi severler. Siz hangisini tercih ederdiniz?</p>
<p>Bazıları erken kalkıp işe hemen başlamayı, bazıları da geç
kalkıp gece geç saatlere kadar çalışmayı tercih ederler. Siz hangisini
tercih ederdiniz?</p>
<p>Çok büyük bir holdingde mi yoksa küçük bir firmada mı çalışmayı tercih ederdiniz?</p>
<p>Yüz yüze diyalog diğer iletişim (mektup, telefon vs) lerden daha iyidir. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Bazıları bir işi bildiği en iyi metotla yapmayı, bazıları da
yeni metotlar veya riskler almayı severler. Siz neyi tercih ederdiniz?</p>
<p>Başarı nasıl elde edilir? Planlı çalışarak mı yoksa bazı riskler alıp hayattaki şansları değerlendirerek mi?</p>
<p>İnsanın dış görünüşüne bakarak asla hüküm vermemeliyiz. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>İnsan önemli bir kararı kendi başına vermemelidir. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Bazı filmler insanları düşündürmek için bazıları da sadece güldürüp eğlendirmek için yapılmıştır. Siz hangisine katılıyorsunuz?</p>
<p>İş adamları kar sağlamak için her şeyi yapmalıdır? Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Bazıları bir işi yaparken veya yaptırırken acele eder bazıları da işi ağırdan alır. Siz hangisine katılıyorsunuz?</p>
<p>Oyunlar çocuklar kadar önemli olduğu kadar büyükler için de önemlidir. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Yetişkinler çocukları adına karar verebilir mi?</p>
<p>Hayatta yaşadığımız bazı tecrübeler önce bize zor gibi
görünse de gelecek için önemli birer ders olmuştur. Buna katılıyor
musunuz?</p>
<p>Bazı insanlar işçi bazıları da iş veren olmayı isterler. Siz......................</p>
<p>Şehirler eski tarihi binalarını korumalı mı yoksa, onları yıkıp yerlerine daha modern binalar mı inşa etmeli?</p>
<p>Çocuğun başarısında sınıftaki arkadaşlarının etkisi anne babasından daha çoktur? Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Eğer siz işveren olsaydınız ne tür bir işçi alırdınız? Tecrübesiz düşük ücretli mi yoksa tecrübeli yüksek ücretli mi?</p>
<p>Sizce bir öğrenciye her gün ödev vermek gerekli mi?</p>
<p>Araba insan hayatını geliştirmiş midir yoksa ciddi problemler mi meydana getirmiştir?</p>
<p>Yüksek ücretli, uzun mesaili, aile ve arkadaşlarınıza daha az
zaman kalan bir iş mi; yoksa düşük ücretli, kısa mesaili, aile ve
arkadaşlarınıza daha fazla zaman kalan bir iş mi, isterdiniz?</p>
<p>Notun öğrencinin öğrenmesine katkısı vardır fikrine katılıyor musunuz?</p>
<p>Bilgisayar hayatı kolaylaştırıp daha elverişli hale mi getirmiştir yoksa zorlaştırıp kompleksleştirmiş midir?</p>
<p>Grup halinde seyahat etmenin en iyi yolu rehber ile seyahat etmektir. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Üniversitede öğrencilerin bir çok derse katılmaları mı; yoksa tek bir dalda uzmanlaşmaları mı daha iyidir?</p>
<p>Çocuk okula başlar başlamaz yabancı dil öğrenmeye başlamalıdır? Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Erkekler ve kızlar ayrı okullarda okumalıdır? Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Gruplar halinde çalışmak mı, ferdi çalışmak mı daha iyidir?</p>
<p>Teknoloji dünyaya faydalı mıdır, zararlı mıdır?</p>
<p>Reklam bir ülke hakkında bir çok fikir veya bilgi verebilir. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Modern teknoloji dünyayı tek kültür haline getirmiştir. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>İnternet insanlara çok ve değerli bilgiler sağlar bazıları da
çok fazla bilginin problem çıkartacağını söyler. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Dans etmenin kültürde önemli bir rolü vardır? Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Bazı insanlar Hükümetlerin uzay araştırmalarına daha çok para
harcaması gerektiğini bazıları da yer yüzündeki temel ihtiyaçlara para
harcanması gerektiğini söylerler.</p>
<p>Bazı insanlar hep aynı iklimin yaşandığı yerlerde bazıları da
değişken iklimlerde yaşamayı isterler. Siz nerede yaşamak isterdiniz?</p>
<p>Öğretmenler öğrencilerin öğrendiği kadar para almalıdır. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Elle iş yapmayı mı, makine kullanmayı mı tercih ederdiniz? Okul öğrencilerden, öğretmenleri değerlendirmelerini istemeli mi?</p>
<p>Üniversite öğrenimi bütün öğrencilere sağlanmalıdır. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Hayatı öğrenmenin en iyi yolu arkadaş ve ailenin tavsiyelerini dinlemek mi; yoksa kendi tecrübelerine göre hareket etmek mi?</p>
<p>Yabancı ülkeye göç eden birisi kendi adetlerini mi yaşamalı; yoksa göç ettiği ülkenin adetlerini mi yaşamalı?</p>
<p>Vaktinizi yalnız mı; yoksa arkadaşlarınızla mı geçirmeyi tercih ederdiniz?</p>
<p>Genç yetişkinlerde, ailenin mi yoksa arkadaşların mı etkisi daha çoktur?</p>
<p>İnsan boş vakitlerini geçirmek için plan yapmalı mı, yapmamalı mı?</p>
<p>Sizce en iyi öğrenme metodu hangisidir: Yaparak yaşayarak öğrenme mi, okuyarak mı, ya da başkalarını dinleyerek mi?</p>
<p>Hayatınızda hep yeni değişiklikler olmasını mı; yoksa hep aynı kalmasını mı isterdiniz?</p>
<p>İnsan hemen mi karar vermeli; yoksa dikkatlice düşünerek mi karar vermeli?</p>
<p>Bir başkası hakkındaki ilk kanı her zaman doğru çıkar. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>İnsan hep elindekiyle yetinmez ve hep daha fazlasını ister fikrine katılıyor musunuz?</p>
<p>İnsanların değişik elbiseler giymesi onların davranışlarına etki eder mi?</p>
<p>İnsanlar gerçek olaylar hakkında kitaplar mı; yoksa hayal ürünü kitaplar mı okumalı?</p>
<p>Öğrenciler için Tarih ve Edebiyat okumak Fen ve Matematik okumaktan daha mı önemlidir?</p>
<p>Bütün öğrenciler ortaokulda sanat ve müzik dersleri almalıdır. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Gençler yaşlılara bir şeyler öğretebilir mi?</p>
<p>Roman ve kısa hikaye okuma film bakmaktan daha eğlencelidir? Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Her gün okulda jimnastik yapılmalı mıdır? Yoksa öğrenciler sadece akademik çalışmalarla mı meşgul olmalıdır?</p>
<p>Sadece çok para kazanan insanlar mı başarılıdır??</p>
<p>İnsanın çocukluk yılları hayatını en önemli yıllarıdır. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Çocuklar yapabilmeye başladıkları andan itibaren ev işlerinde yardımcı olamaya başlamalıdırlar? Buna katılıyor musunuz?</p>
<p>Öğrenciler okullarda üniforma giymeli mi?</p>
<p>Oyun oynamak sadece kazandığın zaman mı eğlencelidir?</p>
<p>Grup üyesi olmak mı, grup lideri olmak mı daha güzel?</p>
<p>Öğrenciler okumak istedikleri dersleri mi okumalıdır?</p>
<p>Hipnozla kısa sürede yabancı dil öğrenilebilir mi?</p>
<p>Geleceği bugünden bilmek mümkün müdür?</p>
<p>Size göre insanlar ölüme çare bulabilirler mi?</p>
<p>Bir insanın uzun yaşaması mı, ömrünü değerlendirerek yaşaması mı daha önemlidir?</p>
<p>Ölümün olması mı olmaması mı daha iyidir?</p>
<p>Bazı tablolar, 10 milyon dolara kadar alıcı bulmaktadır. Bunu mantıklı buluyor musunuz ?</p>
<p>İnsanların herhangi bir konuda fanatik olmaları sizce doğru mudur?</p>
<p>Sizce hayvanat bahçelerinin olması gerekli midir?</p>
<p>Tabiatta mükemmel bir düzenin olduğunu söyleyebilir miyiz?</p>
<p>Eğer mitolojik hikayeler ve efsaneler olmasaydı, yazarlar güzel romanlar yazabilir miydi?<br>Dünyamızdan başka gezegenlerde hayat olabilir mi?</p>
<p>Gelecekten haber veren insanlara inanır mısınız?</p>
<p>Trafik eğitimi adılı bir desin gerekli olup olmadığını tartışınız.</p>
<p>Bir toplumun gelişmesinde ihtiyarların mı, yoksa gençlerin mi katkısı daha büyüktür?</p>
<p>Huzur evleri gerekli midir?</p>
<p>Günümüzde ihtiyarlara gereken saygı gösteriliyor mu? Gösterilmiyor diyorsanız bunun sebepleri nelerdir?</p>
<p>Dünya genelinde insanlar dengeli ve yeterince beslenebiliyorlar mı?</p>
<p>“Kainattaki herşey insanın emrine verilmiştir.” sözü doğru mudur?</p>
<p>Siz iki gözünüzü 1 milyar dolara satar mısınız?</p>
<p>Bir millet, başka bir milletin kültürünü çok kısa bir zamanda benimseyebilir mi?</p>
<p>Sizce gelecekte depremlerin olması engellenebilecek mi?</p>
<p>“Siz mi zamanı yönetiyorsunuz, yoksa zaman mı sizi yönetiyor?” Tartışınız.</p>
<p>Sizce suçlulara idam cezası verilmeli mi, verilmemeli mi?</p>
<p>Öğrencilere okuma kitaplarının seçiminde müdahale edilmeli midir, edilmemeli midir?</p>
<p>Kitap daha çok gençlikte mi yaşlılıkta mı okunmalıdır?</p>
<p>Çok gezen mi, çok okuyan mı daha çok bilir?</p>
<p>İmkânsız olsa yerli araba mı yoksa yabancı araba mı alırsınız? Niçin?</p>
<p>Yabancı firmaların veya yatırımcıların ülkenizde çalışmasını destekliyor musunuz destelemiyor musunuz?</p>
<p>Teknolojinin çok hızlı bir şekilde gelişiyor olması günümüz insanını mutlu etmeye yetiyor mu?</p>
<p>Bilgisayar öğretmenin yerini alabilir mi?</p>
<p>Zengin olmak, mutlu olmak için yeterli midir?</p>]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Ödev</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/munazara-nedir-ornek-munazara-konulari/6610455</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Atatürk’ün Eğitim Hakkında Sözleri</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/ataturk-un-egitim-hakkinda-sozleri/6610435</link>
            <description><![CDATA[Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki,
Türk milleti, Türk sanatı, Türk ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün
güzellikleriyle gelişir.<br>Bir millet, savaş meydanlarında ne kadar
parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak sonuçlar
vermesi ancak irfan ordusuyla kaimdir.<br>Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.<br>]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Ödev</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/ataturk-un-egitim-hakkinda-sozleri/6610435</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Atatürk’ün Dil Hakkındaki Sözleri</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/ataturk-un-dil-hakkindaki-sozleri/6610425</link>
            <description><![CDATA[<br>Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.<br>Türk milletindenim diyen insanlar her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.<br>Türk dili, dillerin en zenginlerindendir]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Ödev</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/ataturk-un-dil-hakkindaki-sozleri/6610425</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Atatürk’ün Değişim Hakkındaki Sözleri</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/ataturk-un-degisim-hakkindaki-sozleri/6610414</link>
            <description><![CDATA[Türk milletinin istidadı ve kesin kararı, medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir.<br>Medeniyet yolunda başarı, yenileşmeye bağlıdır.<br>İnkılap,
Türk ulusunun son asırlarda geri bırakılmış kurumlarını yıkarak
yerlerine, ulusun en yüksek uygarlık düzeyine ilerlemesini sağlayacak
yeni kurumlar koymaktır.<br>Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların, yaptığı siyasi ve sosyal inkılÃ¢pların gerçek sahibi kendisidir.<br>Beni
görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi,
benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Ödev</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/ataturk-un-degisim-hakkindaki-sozleri/6610414</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Atatürk’ün Çalışmak ile ilgili sözleri</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/ataturk-un-calismak-ile-ilgili-sozleri/6610403</link>
            <description><![CDATA[Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.<br>Denebilir
ki, hiçbir şeye muhtaç değiliz, yalnız bir tek şeye ihtiyacımız var:
Çalışkan olmak! Servet ve onun doğal sonucu olan rahat yaşamak ve
mutluluk, yalnız ve ancak çalışanların hakkıdır. . Yaşamak demek
çalışmak demektir.<br>Türk, öğün, çalış, güven]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Ödev</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/ataturk-un-calismak-ile-ilgili-sozleri/6610403</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Atatürk’ün Cumhuriyet Hakkındaki Sözleri</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/ataturk-un-cumhuriyet-hakkindaki-sozleri/6610396</link>
            <description><![CDATA[Cumhuriyet, düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller ister.<br>Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu devam ettirecek sizlersiniz.<br>Cumhuriyet düşüncede, bilgide, sağlıkta güçlü ve yüksek karakterli koruyucular ister.<br>Cumhuriyet,
demokratik idarenin tam ve mükemmel bir ifadesidir. Bu rejim, halkın
gelişimini ve yükselişini sağlayan, onlardan esirlik, soysuzluk,
dalkavukluk hislerini uzaklaştıran bir yoldur.<br>Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur.<br>Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz.<br>Cumhuriyet fazilettir.]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Ödev</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/ataturk-un-cumhuriyet-hakkindaki-sozleri/6610396</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Dede Korkut Hikayelerinin Özellikleri</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/dede-korkut-hikayelerinin-ozellikleri/6610385</link>
            <description><![CDATA[Asıl adı “Kitab-ı Dede Korkut Alâ Lisan-ı Taife-i Oğuzan” şeklindedir.<br>12.
13. ve 14. yy.da Doğu Anadolu’da ve Azerbeycan’da yaşayan müslüman Oğuz
boylarının geleneklerini, göreneklerini, iç mücadelelerini, doğa üstü
güçlerle, yaratıklarla savaşmalarını ele alır.<br>14. ve 15. yy.da
yazıya geçirilmiştir. Bu konudaki yaygın kanaat hikayelerin 14.yy.’da
yazıya geçirildiği şeklindedir. Hikayelerin kimin tarafından yazıya
geçirildiği bilinmemektedir.<br>Toplam on iki hikayeden oluşur.<br>Şiir ve düzyazı (nazım-nesir) karışık oluşturulmuştur.<br>Hikayelerde az da olsa masal ve destan unsurları görülür.<br>Çok temiz, güzel ve zengin bir kullanılmıştır.<br>Anlatım açık, yalın ve durudur. Kesinlik ifade eder.<br>Hikayelerde en önemli meziyet kahramanlıktır.<br>Aileye,
çoğalmaya, kadına, çocuğa ve çocuk terbiyesine büyük önem verilir.
Kadınların ailenin en önemli unsuru olduğu vurgulanır. Önsözünde dört
ayrı tadın tipi çizilir.<br>Bütün hikayelerde dini unsurlar (namaz kılma, dua etme, arı sudan abdest alma) görülür.<br>Kahramanlar dövüşlerini, Allah ve peygamber sevgisi için yapar.<br>Türk milletinin karakteristik özellikleri; doğruluk, adelet, güzellik yüceltilir.<br>Misafirperverlik ve cömertlik insanların ortak özelliğidir.<br>At, ağaç, su, yeşillik kısaca tabiat çok sevilir.<br>Kahramanların en büyük yardımcısı atlardır.<br>Kadınlar, eşlerine karşı aşırı saygılı ve itaatkârdır. Eşler de kadınlarına önem verir, iyi davranır.<br>Hikâyelerde, birçok öğüt vardır. Bu nedenle bu hikayeler didaktiktir.<br>Hikayelerde yaşanan olayların tarihi bilgilerle ilgisi vardır.<br>Hikayelerde
geçen ve hikayeler adını veren Dede Korkut; yaşlı, herkesin saygı
gösterdiği, hakanların bile akıl danıştığı, çocuklara isim koyan,
eğlencelerde kopuz çalıp şiirler söyleyen, kırgınlıkları gidermede
aracılık eden kişidir.]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Ödev</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/dede-korkut-hikayelerinin-ozellikleri/6610385</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Kompozisyonda Dikkat Edilecek Kurallar</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/kompozisyonda-dikkat-edilecek-kurallar/6610379</link>
            <description><![CDATA[<p>1. Giriş bölümünde; konuya genel bir başlangıç yapılır, giriş
bölümünü okuyan biri gelişmede nelerden bahsedebileceğimizi
anlayabilmelidir, bu bölümde örnek verilmez, ayrıntılara girilmez;
ancak, şunun için, bundan dolayı gibi açıklama gerektirecek ifadeler
kullanılmamalıdır. Bu bölüm tek paragraftan oluşur. Giriş bölümü tek
cümleden oluşmamalı.</p>
<p>2. Gelişme bölümünde; konu açıklanmaya başlanır, örnekler
verilebilir, atasözü, özdeyiş veya gözlemlerden yararlanılabilir, bu
bölümde birden fazla yardımcı fikir bulunabilir. Böyle bir durumda
yardımcı fikirler farklı paragraflara bölünecektir. Paragraflar arası
geçiş bir bağlantı cümlesi ile sağlanmalıdır.</p>
<p>3. Sonuç bölümünde; konu bir yargıya bağlanmalıdır, konumuzun
özü ortaya çıkmalıdır. Hiçbir şekilde bu bölümde açıklamalara girilmez.
Örnek verilmez. Bu bölüm tek paragraftan oluşur; ancak tek cümleden
oluşmayacaktır.</p>
<p>4. Çok uzun cümleler kullanılmayacaktır.</p>
<p>5. Anlatım bozukluklarına dikkat edilecektir.</p>
<p>6. Aynı kelimeler sıkça tekrar edilmeyecektir.</p>
<p>7.”bu söz çok doğrudur, benim bu sözden anladığım şudur, bu
sözde anlatılmak istenen ” gibi ifadeler kesinlikle kullanılmayacaktır.</p>
<p>8.”bir öğrenci var dersine çalışıyor,bir öğrenci var çalışmıyor” gibi örnekler verilmeyecektir.</p>
<p>9. Argo söyleyişler kullanılmayacaktır.</p>
<p>10. İmlâ kuralları-Noktalama işaretlerine dikkat edilecek.</p>
<p>11. Başlık yazmayı unutmamalıyız ve başlığımız da uzun olmayacak.</p>
<p>12. Kâğıt düzenine uyulacak.</p>
<p>13. Yazıya önem verilecek.</p>
<p>14. Kompozisyonda açıkladığımız görüşlerimiz birbirine ters düşmeyecek.</p>
<p>15. Özgün ifadeler kullanılacak.</p>
<p>16. Planlı yazılacak.</p>
<p>17. Konu dışı yazılmayacak, verilen konu<br>açıklanmaya çalışılacak.</p>
<p>18. Kompozisyon yazmak birikim işidir. Okuma, dinleme ve gözleme önem verilecek. Deneyimli insanlardan yararlanılacak.</p>
<p>Kompozisyon Kavramının Tanımı ve Çeşitleri: </p>
<p>Kompozisyon Kavramının Tanımı ve Çeşitleri: </p>
<p>TANIMI:<br>Farklı parçaları, uyumlu ve düzenli şekilde bir
araya getirmeye Kompozisyon denir. Fransızca kökenli bir kelime olup,
düzenleme anlamındadır. Kompozisyon kelimesini, genel anlamı içinde
değerlendirecek olursak, yaşadığımız dünya ve evrenin kendisi de bir
kompozisyondur.</p>
<p>Bir mimarî eser nasıl meydana gelir? Mimar ve mühendisler,
binanın kâğıt üzerinde projesini hazırlar. Elektrikçi, elektrik
kablolarını döşer. Duvar ustası duvarını belli ölçüler doğrultusunda
örer. İşçiler harcını kararınca karar… vb. Bütün bu çalışmaların
sonunda bir mimarî eser ortaya çıkar.</p>
<p>Farklı iş kollarında çalışan insanlar uyumlu bir tekilde bir
araya gelerek eseri oluştururlar. Eğer, düzenli bir çalışma olmazsa,
düzenli bir eser da ortaya çıkmaz. Konuyla ilgili daha çok örnek vermek
mümkündür. İnsan hayatının kendisinde de bir kompozisyon vardır. Sabah
belli saatlerde kalkılır, el ve yüz yıkanır, kahvaltı yapılır, okula ya
da işe gidilir, öğle ve akşam yemekleri yenir, uyunur… vb. İnsan,
günlük işlerinde bir düzenleme yapmazsa mutlu ve başarılı da olamaz.
Her sanat dalında ayrı bir kompozisyon görülmektedir. Müzikte beste
düzenleyenlere “Kompozitör” denilmesi de buradan kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Dilde kompozisyon ise;<br>İnsanların duygu, düşünce ve
hayallerinin, belli bir ahenk içinde yazılı ya da sözlü olarak etkili
bir biçimde yansıtılmasıdır. Pek çok insan yazı yazar. Ama, kompozisyon
kurallarına uygun yazı yazan pek azdır. Herkes konuşma yapar. Ama,
kompozisyon kurallarına uygun konuşma yapan pek azdır. İnsan, yazı
yazma ve konuşmada düzenleme yapabildiği takdirde başarılı olmayı da
yakalar.</p>
<p>İki türlü kompozisyon vardır:<br>a. Yazılı Kompozisyon<br>b. Sözlü Kompozisyon<br>a. YAZILI KOMPOZİSYON<br>İyi
ve güzel yazabilmek sabır ve titizlik ister. İnsan, iyi yazmayı çabuk
yazmakla öğrenemez. Aksine, iyi yazarak, çabuk yazmayı öğrenir. Bunun
için yazılı anlatımda başarılı olabilmek, yazılı kompozisyon ilkelerini
bilmek ve bunları yazma çalışmaları ile geliştirmek gerekir. </p>
<p>İyi yazı yazmak; “İyi düşünmek, doğru duymak, uygun anlatmak,
aynı zamanda düşünce, ruh ve beğeni (zevk) sahibi olmak” demektir. İyi
ve başarılı yazı yazabilmek için önce, doğru düşünmek ve duymak, sonra
da en iyi biçimde bunları anlatabilmek gerekir. Yani, “yazmadan önce,
düşünmeyi öğrenmek” başta gelen özelliktir.<br>Güzel yazmak bir
sanattır. Özel bir yetenek ister. Örneğin; şiir, hikâye, roman yazmak…
Fakat iyi ve doğru yazmak ise, yeteneğe bağlı değildir. Yazma zevk ve
alışkanlığına sahip olan, yazma tekniğini ve dil kurallarını bilen,
plân ve paragrafların oluşmasıyla ilgili gerekli deneyimi bulunan
herkes, zamanla başarıya ulaşır. İyi yazmak, kolay bir iş değildir.
Kişinin kendini yetiştirmesi, geliştirmesi ve düzeltmesi gerekir. (E.
KANTEMİR, Yazılı ve Sözlü Anlatım, s. 114 – 116)</p>
<p>Yazıda, iki türlü ifade şekli vardır:<br>(1) Nazım: Nesirden
farklı olarak, genellikle ölçülü, kafiyeli dizelerden oluşan ifade
şeklidir. Nazımla oluşmuş eserlere Manzume adı verilir. Her manzume,
şiir değildir.<br>ŞİİR: Duygu, düşünce ve hayallerin nazım yoluyla ahenkli ve etkili olarak anlatıldığı kompozisyon türüdür (edebî türdür). </p>
<p>Şiir yazabilmek için şu özelliklerin bulunması gerekmektedir:<br>(a)
Şiir yazacak kişi, her şeyden önce büyük bir bilgi birikimine sahip
olmalıdır. Bu bilgileri kendi arasında sınıflandıracak olursak şunlar
ortaya çıkmaktadır:<br>(ı) İçinde yaşamış olduğu toplumun genel
yapısını, geçmişini, gelenek ve göreneklerini, kutsal bildiği değerleri
iyi bilmelidir. Şiirinde, bu değerlere ters düşecek ifadelerden uzak
durmalıdır.<br>(ıı) Dil bilgisi, imlâ (yazım) kuralları ve noktalama işaretlerini hem teoride, hem de uygulamada iyi bilmelidir.<br>(ııı)
Zengin kelime hazinesine sahip olmalıdır. Kültür dilinde bulunan
kelimeleri, şiirde kullanmasa da okuyup anlayabilecek düzeyde
bilmelidir. Yani, kültür dili bilincine sahip olmalıdır.<br>(ıv) Şiirinde kullanacağı kelimeleri seçerken; yaşayan, anlaşılan kelimeler olmasına dikkat etmelidir.<br>(b)
Şiir yazacak kişi, üstün bir deneyime sahip olmalıdır. Bu nedenle,
başka şairlerin şiirleri çok okunmalı; şiir yazma denemesi çok
yapılmalıdır. Yazdıkça, daha güzel şiirlerin oluşacağı unutulmamalıdır.<br>(c) Şiirin üç önemli unsuru vardır: “Duygu, düşünce ve hayal”. Şair, bunlardan birini ön plâna çıkarabilir.<br>Düşünceyi
ön plâna çıkaran şairlerde, ideolojik endişeler önemlidir. (Örnek:
Tevfik Fikret, Ziya Gökalp, Mehmet Âkif ERSOY, Nazım Hikmet, Necip
Fazıl KISAKÜREK vb.)<br>Duygu ve hayali ön plâna çıkaranlarda ise estetik yapı (güzellik) önemlidir. (Örnek: Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim vb.)<br>Bazen
de duygu ve hayal coşkunluğu içinde düşünceyi uyumlu bir şekilde öne
çıkaran şairler görülmektedir. (Örnek: Yahya Kemal BEYATLI vb.)<br>Şiir
yazacak kişi, bu ana unsurlardan hangisine ve nasıl önem vereceğini iyi
bilmelidir. Ayrıca, düşüncenin çok açık olduğu (sırıttığı) şiirlerin
herkes tarafından her çağda tutulmayacağına dikkat edilmelidir.<br>(d) Bunların ötesinde, şiir yazmanın bir yetenek olduğu unutulma-malıdır.<br>NOT: Şiir örnekleri için “Metinler” başlıklı bölümü inceleyiniz.<br>(2)
Nesir (düz yazı): Roman, hikâye, makale, fıkra, deneme, söyleşi
(sohbet), görüşme (mülâkat), mektup, dilekçe, eleştiri (tenkit), anı
(hatıra), biyografi, gezi yazısı, röportaj, inceleme, rapor, atasözü,
vecize vb. türler bu gruba girmektedir.</p>
<p>b. SÖZLÜ KOMPOZİSYON<br>Nutuk, konferans, açık oturum,
münazara, tartışma, ders anlatma vb. sözlü kompozisyon türleri, “Sözlü
Anlatım” ünitesinde açıklanacaktır.<br>c. İYİ VE ETKİLİ YAZABİLMEK VE KONUŞABİLMEK İÇİN GEREKLİ ÖZELLİKLER<br>(1) Gözlem yapmak<br>(2) Düşünmek<br>(3) Okumak<br>(4) Ana dili iyi kullanmak<br>(Z. KORKMAZ - A. B. ERCİLASUN - İ. PARLATIR ve diğerleri; Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri, s. 183/184) </p>
<p>(1) Gözlem Yapmak:<br>İyi ve güzel bir yazı yazabilmek ve etkili konuşabilmek için her şeyden önce iyi bir gözlemci olmak gerekir.<br>Gözlem;
bakmak değil görmek, doğanın canlı cansız bütün unsurlarını,
ayrıntılarıyla görmek demektir. Gözlem; doğru görmeyi, doğru tanımayı
öğretir. (E. KANTEMİR, Yazılı ve Sözlü Anlatım, s. 118)<br>Bir şeyi iyi
anlayabilmek için onun kendi kendine ortaya çıkan türlü belirtilerini
gözden geçirmek işine “Gözlem” denir. Gördüklerimizi anlamak ya da
anlatmak için gözlem yapılır.<br>(S. SARICA - M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 99)<br>İnsanların
çoğu, kendilerinin iyi birer gözlemci olduğunu söylemelerine karşın,
iyi yazı yazamaz ya da etkili konuşma yapamaz. Öz eleştiri yapıldığı
takdirde görülecek ki, insanlar; başta aile olmak üzere, çevre, okul ve
en yakın arkadaşları hakkında ayrıntılı bilgilere sahip değildir.
Oysaki, önceden derinlemesine yapılan gözlemler, çevre ve kişilerle
uyumu kolaylaştıracak, iletişimi hızlandıracaktır.<br>Bir dilencinin
sokak aralarında, dolmuş kuyruklarında dilenmesini; hele hele
dilenmekten utanan yoksul insanların toplumla ilişkilerini, ruh
hâllerini gözlem yapmayan bir insan, nasıl “yoksulluk” konusunda yazı
yazabilir, konuşma yapabilir?<br>Öyleyse, hangi konuda yazı yazmak,
konuşma yapmak istiyorsak; o konuyla ilgili önceden gözlemlere sahip
olmalıyız. Bu düşüncelerden hareketle; siz de, ailenizi, çevrenizi,
öğretmenlerinizi, arkadaşlarınızı kolay iletişim ve başarılı olmak için
mutlaka gözlem yapmalısınız.</p>
<p>(2) Düşünmek (fikretmek = tefekkür):<br>İyi ve güzel yazı yazmak, etkili konuşmak için gerekli olan özelliklerden biri de “düşün-mek” tir.<br>Yazı
yazmanın temelinde düşünme yatar. Okuduğumuz bir eser ya da parça,
kafamızda birçok düşünceler yaratır. Dış dünyamızda gördüğümüz canlı ve
cansız bütün unsurlar, kafamızda birtakım düşünceleri ve hayalleri
canlandırır. Görülen, duyulan, okunan, incelenen somut ve soyut bütün
kavramların bağlantıları, düşünce içerisine girer. Düşüncelerimizi
açık, ilgi çekici, canlı bir biçimde ortaya koymalıyız. Düşünme, iç
gözlem ile elde edilir. Gözlem; dışarıyı görmek, düşünme ise içimizi
incelemek ve görmek demektir. (E. KANTEMİR, Yazılı ve Sözlü Anlatım, s.
130)</p>
<p>Doğal olarak, bütün insanlar düşünceye sahiptir. Ama,
düşünceden düşünceye fark vardır. Düşünce ile plân (tasarı) arasında
sağlam bir bağ kurulmalıdır. İnsan, yaşamış olduğu ortam gereği; kişi,
çevre, toplum, konu, olay vb. kavram ya da faaliyetlerde sağlıklı ve
plânlı düşünmek zorundadır. Düşüncelerdeki dağınıklık ve plânsızlık,
insanın çevreyle ve olaylarla bağlantısını bozar, uyumunu engeller. Bu
durumda ise mutsuz ve başarısız bir kişilik ortaya çıkar.<br>Sağlıklı
düşünemeyen, düşüncelerinde plân yapamayan bir insan, nasıl iyi ve
güzel yazı yazsın? Nasıl etkili konuşma yapsın? Öyleyse, bir konu ya da
olay hakkında yazı yazmadan, konuşma yapmadan önce mutlaka
düşünmeliyiz. Yazacağımız ya da konuşacağımız duygu ve düşüncelerimizle
ilgili, ayrıca bir plân yapmalıyız.</p>
<p>(3) Okumak:</p>
<p>“Ben aydınım” diyebilen bir insan; en az günde bir gazete,
haftada bir dergi, ayda bir kitap okumak zorundadır. Düzenli olarak
ayda bir kitap okuyan birisi elli yılda altı yüz kitap okur. İnsanlık
tarihinin başlangıcından günümüze kadar yazılmış milyonlarca kitap
içinde altı yüz kitabın önemi ne kadardır?<br>Her çeşit kitabı düzenli
aralıklarla okuyanlarla, hayatında eline hiç kitap almamışlar
arasındaki fark; beyaz renkle siyah rengin arasındaki fark gibidir.
Birisi bilim ve aydınlık, diğeri ise cehalet ve karanlıktır.<br>Her
şeyden önce, okumayan insanın kelime hazinesi gelişmez. Bu durumda
sınırlı sayıda kelimelerle hangi duygu ve düşünceler etkili bir şekilde
anlatılsın?<br>Yazarlar, şairler ve sanatkârların düşüncelerini daha
iyi anlayabiliyoruz. Çünkü, kelime hazineleri büyük. Çünkü onlar
okumaya önem veren, okumanın insan için bir üstünlük olduğunu kavrayan
kişilerdir. Bilgili ve bilinçli aydın olabilmenin yegâne yöntemi
okumak, çok okumaktır.<br>Doğal olarak, yazılı ve sözlü kompozisyonda başarının önemli sırlarından birinin de düzenli okumak olduğunu unutmamak gerekir.</p>
<p>(4) Ana Dili İyi Kullanmak:</p>
<p>Günümüzde, insanların çoğunun dört yüz - beş yüz kelimeyle
konuşup anlaştığı bir gerçektir. Aydınların pek çoğu ise ortalama üç
bin - beş bin kelimeye işleklik verebilmektedir. Bu durum, ana dilini
iyi kullanmakla ilgili önemli bir toplumsal kusur olarak görülmektedir.
Çünkü, toplumun yönlendirici ve yöneticisi durumundaki aydınlar, en az
on beş bin - yirmi bin kelimeye işleklik kazandırmak zorundadır.<br>Bu
gerçekler ışığında; etkili ve güzel yazı yazmak ve konuşmak için ana
dili iyi bilmek gerekir. Bu ise, dil bilgisi kurallarının ve anlatım
bozukluklarının bilinmesini zorunlu kılar.<br>Gözleme değer veren,
plânlı düşünen, sağlıklı okuyan ve ana dilini iyi kullanan insan; üstün
bir ifade yeteneğine sahip olur. Bu dört önemli özellik, birbirleriyle
yakından ilgilidir. Birinin yokluğu, diğerlerinin yokluğuna yol açar.
Bu nedenle, dört özelliğe de aynı şekilde önem verilmelidir.</p>]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Ödev</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/kompozisyonda-dikkat-edilecek-kurallar/6610379</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Kimya öss konuları, REAKSİYON ENTALPİSİ, OLUŞUM ENTALPİSİ </title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/kimya-oss-konulari-reaksiyon-entalpisi-olusum-entalpisi/6601209</link>
            <description><![CDATA[<p><strong>REAKSİYON ENTALPİSİ</strong></p>
<p><br><strong>• REAKSİYON ENTALPİSİ (ISISI)</strong><br>Reaksiyonlar ısı yönüyle ikiye ayrılır.<br><strong>1. </strong>Ekzotermik reaksiyonlar <strong>(ısı veren)</strong><br><strong>2. </strong>Endotermik reaksiyonlar<strong> (ısı alan)</strong><br>Bir kimyasal reaksiyon söz konusu ise mutlaka enerji değişimi olur. Ya dışarıya ısı verilir ya da çevreden ısı alınır.<br>H2+ 1/2 O2 ® H2O + 68 k.kal (Ekzotermik reaksiyon)<br>N2 + O2 + 42 k.kal ® 2NO (Endotermik reaksiyon)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ENTALPİ (</strong><strong>D</strong><strong>H)</strong><br>Herhangi
bir madde bir kimyasal reaksiyonda dışarıya enerji vererek başka bir
maddeye dönüşüyorsa, açığa çıkan enerji önceden başlangıçtaki maddede
depo edilmiş halde bulunmalıdır.<br>Aynı şekilde oluşan maddeler
de, başka bir maddeye dönüşürken gene enerji verebildiklerine göre bu
maddelerde depo edilmiş enerji vardır denilebilir.<br>Herhangi bir maddenin kimyasal yapısına bağlı olarak depo edilmiş olan bu enerjiye <strong>ısı kapsamı</strong> denir. Sabit basınçta H ile gösterilir.<br>İç enerji değişimine <strong>entalpi </strong>adı verilir. Her maddenin kendi içinde bulundurduğu bir iç enerjisi vardır.<br>DH ile gösterilir.<br><strong>Bir maddenin katı, sıvı, gaz hallerinde entalpi değerleri farklıdır.</strong><br><br><strong>Entalpi;</strong><br>a. Madde miktarına<br>b. Maddenin fiziksel haline<br>c. Basınca bağlıdır.<br>DH : (+) işaretli ise ya da DH > 0 ise olay endotermiktir.<br>DH : (-) işaretli ise ya da DH < 0 ise olay ekzotermiktir.<br><img id="ncode_imageresizer_container_79" src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image083.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="93" width="408"><br><img id="ncode_imageresizer_container_80" src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image084.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="58" width="398"><br><br><strong>OLUŞUM ENTALPİSİ (ISISI)</strong><br>Elementlerin ve tabiatta bulunan halleri ile tek cins atomdan oluşmuş moleküllerin<br>(Na, Fe, H2, O2…) entalpileri sıfır kabul edilmiştir.<br>Elementlerin bir araya gelerek 1 mol bileşik oluştururken kullanılan ısıya ya da açığa çıkan ısıya <strong>oluşum entalpisi</strong> denir.<br>C + O2 ® CO2 DH = -94 k.kal<br>C ve O2'nin entalpisi sıfır olduğundan CO2'nin oluşum entalpisi -94 k.kal/mol'dür.<br>2Fe + 3/2 O2 ® Fe2O3 + 190 k.kal <br>denklemine göre Fe ve O2'nin entalpileri sıfır olduğundan Fe2O3'ün oluşum entalpisi<br>–190 k.kal/mol' dür denilir.<br><br><strong>REAKSİYON ENTALPİSİ</strong></p>
<p align="center">DH = DHürünler- DHgirenler</p>
<p>Ürünlerin oluşum entalpileri toplamından, girenlerin oluşum entalpileri toplamı çıkarılarak reaksiyonun DH'ı hesaplanır.<br><br><strong>HESS KANUNU nedir</strong><br><strong>(Reaksiyon Isılarının Toplanabilirliği)</strong><br>Bir reaksiyon ister tek kademede oluşsun, isterse birden fazla tepkimenin toplamından oluşsun neticede ısı değişimi aynı olur.<br>Bir tepkimenin entalpisi, tepkimenin izlediği yola (kademe sayısı) bağlı değildir. </p>
<ol type="1"><li>Reaksiyon ters çevrilince DH işaret değiştirir.</li><li>Reaksiyon herhangi bir katsayı ile çarpılırsa DH'da çarpılır.</li><li>Reaksiyonlar toplanırsa DH'lar da toplanır.</li></ol>
<p>şeklinde sıralanır.<br><br><strong>Örnek</strong><br>2A + 3B ® 4C + 3D DH=+a k.kal <br>A + 3E ®2C + 3D DH= - b k.kal <br><strong>olarak verildiğine göre;</strong><br>B+D ® 2E <br><strong>tepkimesinin </strong><strong>D</strong><strong>H değeri a ve b cinsinden nedir?</strong><br><br><strong>Çözüm</strong><br>Verilen denklemler yardımıyla bilinmeyen denklemin DH'ı hesaplanacaktır.<br>Bu işlem için I. denklem 1/3 ile çarpılmalıdır.<br>Çünkü sorulan denklemde B bir mol'dür.</p>
<ol type="1"><li>denklemin DH değeri a/3 olur.</li><li>denklem ters çevrilmeli ve 2/3 ile çarpılmalıdır.</li></ol>
<p>ters çevrildiği için -b değeri b ye ve 2/3 b olur. tepkimeler toplandığından DH'lar da toplanır.</p>
<p><img id="ncode_imageresizer_container_81" src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image085.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="147" width="331"></p>
<p><br><strong>HAL DEĞİŞMELERİ</strong><br>Bir maddeye verilen enerji maddenin sıcaklığını artırıyorsa maddeye verilen enerji<br>Q = m.c. Dt
formülüyle hesaplanır. Maddeye verilen enerji maddenin sıcaklığını
değiştirmeden fiziksel halini değiştiriyorsa maddeye verilen enerji Q =
m.l formülü ile hesaplanır.<br>Katı bir maddenin ısıtılması sırasında erime noktasına kadar maddenin sıcaklığı artar ve katının ısınması sırasında aldığı ısı;<br><img id="ncode_imageresizer_container_82" src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image086.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="45" width="248"><br>formülüyle bulunur.<br>Erime
noktasına gelmiş olan katının erime süresince sıcaklığı değişmez, fakat
maddeyi eritmek için ısı verilmektedir. Bu verilen ısı maddenin katı
halden, sıvı hale geçmesini sağlamaktadır.<br><strong>Q = m.le</strong><br><strong>le</strong>: Bir maddenin 1 gramının katı halden sıvı hale geçebilmesi için verilmesi gereken ısı miktarıdır.<br>Tamamen
sıvı hale dönüşmüş olan maddeye ısı verilmeye devam edilirse sıvı
ısınmaya başlar ve kaynama noktasına kadar sıcaklığı artar. <br><strong>Q = m.c.</strong><strong>D</strong><strong>t </strong>ile sıvının aldığı ısı bulunur. <br>Sıvı kaynamaya başladığı andan, tamamen buharlaşıncaya kadar geçen zaman içerisinde sıcaklığı değişmez.<br>Verilen ısı<strong> Q = m.lb </strong>(<strong>lb:</strong> 1 gram maddenin sıvı halden, gaz hale geçmesi için verilen ısıdır.)<br>Tamamen gaz haline geçen maddeye ısı verilmeye devam edilirse gazın sıcaklığı artacaktır ve gazın aldığı ısı <strong>Q = m.c.</strong><strong>D</strong><strong>t</strong> formülü ile bulunur.<br>Bir
maddeye verilen ısı, o maddenin ya sıcaklığında bir değişiklik yapar ya
da halinde (durumunda) bir değişiklik yapar. Bir madde erime noktasına
kadar ısıtıldıktan sonra erimesi tamamlanıncaya kadar verdiğimiz enerji
sıcaklık değişimine sebep olamaz. Dolayısıyla verilen enerji maddenin
hal değişimine uğramasına yol açmıştır.</p>
<p align="center"><img id="ncode_imageresizer_container_83" src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image087.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="237" width="353"></p>
<p align="center">(Buz için ısınma eğrisi)</p>
<p><strong>Not:</strong> Farklı sıcaklıklarda iki madde karıştırıldığında sıcaklığı fazla olandan düşük olana ısı geçişi olacaktır.<br>Her zaman <strong>Q verilen=Q alınan</strong><br><br><strong>BAĞ ENERJİLERİ</strong><br>İki atom arasındaki bağı koparabilmek için verilmesi gereken enerjiye <strong>bağ enerjisi</strong> denir.<br>Bağın koparılması endotermik bir olay olduğuna göre bağın oluşumu <strong>ekzotermiktir.</strong><br>Bağ oluşurken koparmak için verdiğimiz enerji kadar ısı açığa çıkar. <br>Bağ enerjisi ne kadar fazla ise bileşik o kadar kararlıdır.<br>Bağ enerjileri kullanılarak reaksiyonun DH'ı hesaplanabilir.<br><br><br><strong>NOT :</strong>
Herhangi bir kimyasal reaksiyon oluşması için reaksiyona giren
maddelerin belirli bir enerjiye sahip olmaları gerekir. Bu enerji bağı
koparmak için verilmesi gereken enerjidir.</p>]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Kimya</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/kimya-oss-konulari-reaksiyon-entalpisi-olusum-entalpisi/6601209</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Öss kimya ders konuları, RADYOAKTİFLİK , RADYOAKTİF IŞIMALAR</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/oss-kimya-ders-konulari-radyoaktiflik-radyoaktif-isimalar/6601172</link>
            <description><![CDATA[<p><strong>RADYOAKTİFLİK</strong></p>
<p><br><strong>• RADYOAKTİFLİK </strong><br>Kendiliğinden ışıma yapabilen maddelere <strong>radyoaktif maddeler </strong>denir.
Radyoaktiflik çekirdek yapısıyla ilişkilidir. Radyoaktif bir atom hangi
bileşiğin yapısına girerse o bileşiği radyoaktif yapar.<br>Radyoaktif
elementler kuvvetli birer enerji kaynağıdır. Radyoaktif elementler bu
enerjiyi kendiliklerinden yayınlarlar ve bu olayı hiçbir şekilde
durdurmak mümkün değildir.<br>Radyoaktif
elementin tek başına bulunması, bileşik içinde bulunması, katı, sıvı,
gaz, iyon halinde bulunması radyoaktif özelliğini etkilemez.<br>Atomun
radyoaktif özellik göstermesinde çekirdekteki proton sayısının nötron
sayısına oranı etkilidir. Kararlılık kuşağı dediğimiz, aşağıdaki
diyagramda görülen p/n oranı 1 ve 1'e yakın olan atomlar kararlıdır.
Yani radyoaktif değildir. <br>Grafikte
de görüldüğü gibi hafif atomlarda, (kütle numaraları düşük) çekirdekte,
aşağı yukarı eşit sayıda proton ve nötron bulunduğu halde, ağır
elementlerin kararlı yani radyoaktif olmayan çekirdekleri protondan
daha çok nötron bulundurur.<br>Kararlılık
kuşağı içerisinde bulunmayan çekirdekler radyoaktiftir. Bu şekilde olan
atomlar daha kararlı hale gelmek için ışımalar yaparlar. Işıma yapan
atomlara <strong>radyoaktif atomlar</strong> denir.<br><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image068.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="175" width="249"></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>RADYOAKTİF IŞIMALAR</strong><br><strong>Işıma;</strong> atomun yapısından bazı parçaların atılmasıdır.<br><strong>a. Alfa (</strong><strong>a</strong><strong>) Işıması</strong><br><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image069.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="30" width="65">şeklinde olduğu bilinmelidir.<br>a tanecikleri (+) yüklü taneciklerdir.</p>
<p align="center"><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image070.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="32" width="128"></p>
<p><br>a ışıması<br><br><strong>b. Beta (</strong><strong>b</strong><strong>–) Işıması</strong><br><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image071.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="30" width="29">şeklinde olduğu bilinmelidir.<br>b tanecikleri (–) yüklü taneciklerdir.</p>
<p align="center"><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image072.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="32" width="129"></p>
<p><br>b– ışıması<br>Beta ışımasında bir nötron bir protona dönüşür. Yani,<br><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image073.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="30" width="161"><br>Bu esnada çekirdekten bir elektron kütlesine eşit ağırlıkta bir parçacık fırlatılır. Buna b denir.<br>Beta ışıması b veya b– şeklinde gösterilir.<br><br><strong>c. Gama (</strong><strong>g</strong><strong>) Işıması</strong><br>Yükü ve kütlesi olmayan ışınlardır. Enerjisi fazla olan atomlar g ışıması yaparak kararlı hale geçerler. g ışınları saf enerjidir.<br>g ışıması mutlaka bir başka çekirdek tepkimesinden sonra gerçekleşir.<br><br><strong>d. Pozitron ( </strong><strong>b</strong><strong>+ ) Işıması</strong><br>Pozitronun kütlesi, elektronun kütlesine eşit +1 yüklü bir parçacıktır.<br>Bir protonun bir nötrona dönüşmesiyle oluşur.<br><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image074.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="66" width="238"><br><br><strong>e. Elektron Yakalama</strong><br>Kararsız
olan çekirdeğin 1s orbitalinden bir elektron almasına denir. Elektron
-1 yüklü, çekirdekteki proton +1 yüklü olduğundan çekirdeğe elektronun
girmesi ile bir proton bir nötrona dönüşür.</p>
<p align="center"><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image075.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="42" width="150"></p>
<p><br><strong>f. Nötron <img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image076.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="44" width="36">Işıması</strong></p>
<p align="center"><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image077.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="30" width="124"></p>
<p><br>n ışıması<br>nötron ışımasıyla atom izotopuna dönüşmüş olur.</p>
<p><strong>Bahsedilen bu ışımalar sonucu atom kararlılık kazanırsa radyoaktiflik özelliği de <br>sona erer.</strong></p>
<p><br><br><strong>RADYOAKTİF BOZUNMALARIN HIZI </strong><br><strong>Yarılanma Süresi&nbsp; nedir</strong><br>Radyoaktif
maddeler kendilerine has hızlarla parçalanırlar. Parçalanma hızı
sıcaklığa, basınca, maddenin fiziksel haline bağlı değildir.<br><strong>Radyoaktif bozunma hızı,</strong> oluşan çekirdeğin kararlılığı için bir ölçüdür ve genellikle yarılanma süresi olarak verilir. <strong>Yarılanma süresi demek,</strong> maddenin başlangıç miktarı ne olursa olsun, maddenin yarısının bozunması için geçen zamandır ve her izotop için ayrı ayrıdır.<br>Bir radyoaktif element atomlarının parçalanarak yarıya inmesi için geçen zamana <strong>yarılanma süresi</strong> veya <strong>yarı ömür</strong> denir. Radyoaktif bozunmalarda atom parçalanarak başka atoma dönüşecektir.<br>Mesela; 10 gramlık yarı ömrü t yıl olan radyoaktif madde, t yıl sonra 10 gramdan 5 grama, 2t yıl sonra 2,5 grama düşecektir.<br>Bir
atoma ait birden fazla izotopun her biri radyoaktif olabilir. Fakat bu
radyoaktif atomların kararlılıkları farklı farklıdır. Yarılanma süresi
uzun olan radyoaktif maddeler yarılanma süresi kısa olan radyoaktif
maddelere göre daha kararlıdırlar.<br><br><strong>YAPAY RADYOAKTİFLİK</strong><br>Eğer
kararlı bir çekirdek bazı taneciklerle bombardıman edilirse yapay
radyoaktiflik meydana gelir. Bombardımanı yapan taneciklerin enerjisi
yeteri kadar büyükse çekirdek bunlarla birleşerek yeni bir çekirdek
oluşturur. Eğer bu yeni oluşan çekirdek kararsızsa radyoaktif bozunmaya
uğrar. Mesela 12C çekirdeği enerjisi arttırılmış protonlarla
bombardıman edilirse radyoaktif hale gelir.<br><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image078.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="29" width="193"><br>Yeni oluşan <img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image079.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="29" width="36">çekirdeği radyoaktiftir. <img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image079.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="29" width="36">atomu radyoaktif<br>bozunmaya uğrayacaktır.<br><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image080.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="29" width="370"><br><strong>Yapay çekirdek tepkimeleri şu özellikleriyle kimyasal tepkimelere benzer.</strong><br><strong>a.</strong> Tepkime sırasında enerji alınır ya da verilir.<br><strong>b.</strong> Tepkimelerin genellikle belirli bir aktifleşme enerjisi vardır.<br><br><strong>Yapay çekirdek tepkimeleri, kimyasal tepkimelerden farklı olarak;</strong><br><strong>a.</strong> Atomdaki proton, nötron sayıları değişir.<br><strong>b.</strong> Toplam madde miktarında çok az olsa ölçülecek kadar değişme olur.<br><strong>c.</strong> Tepkimeler yalnızca o izotopa özgüdür.<br>Çekirdek tepkimeleri ile tabiatta bulunmayan elementlerin izotopları sentezlenebilir.<br><br><strong>Fisyon </strong>(Bölünme)<strong> Tepkimeleri</strong><br>Kararlılığı az ve büyük olan çekirdeklerin kararlı küçük çekirdeklere dönüşmesine <strong>fisyon tepkimesi </strong>denir.<br>Bu olayda büyük miktarda enerji açığa çıkar.<br><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image081.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="29" width="333"><br>Bölünme tepkimeleri atom bombalarının yapımında kullanılmıştır.<br><br><strong>Füzyon </strong>(Kaynaşma)<strong> Tepkimeleri</strong><br>Hafif ve kararlılığı az olan çekirdeklerin, birleşerek ağır ve kararlı çekirdek oluşturmasına füzyon tepkimesi denir.<br>Bu olayda da çok enerji açığa çıkar. Hidrojen bombasının temeli bu tepkimedir.<br><img src="http://www.kimya.us/kimya/kimya1_dosyalar/image082.gif" onload="function onload() { NcodeImageResizer.createOn(this); }" border="0" height="29" width="338"><br>Bu
tepkimenin güneşte de olduğu kabul edilmektedir. Kaynaşma tepkimeleri
çok yüksek sıcaklıklarda gerçekleştirilebilmektedir. Bu nedenle
hidrojen bombasının yapılması atom bombasındaki çekirdek tepkimesinden
elde edilen enerji ile gerçekleştirilebilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Kimya</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/oss-kimya-ders-konulari-radyoaktiflik-radyoaktif-isimalar/6601172</guid>
        </item>
        <item>
            <title>Elementlerin Özellikleri ve Kullanım Alanları</title>
            <link>http://odevlerebak.blogcu.com/elementlerin-ozellikleri-ve-kullanim-alanlari/6601157</link>
            <description><![CDATA[Elementlerin Özellikleri ve Kullanım Alanları
<p>01. Alkali Metaller </p>
<p>01.01. Na (sodyum) Metali <br>01.02. K (potasyum) Metali <br>01.03. Li (lityum) Metali <br>01.04. Alkali Metallerin Kimyasal ve Fiziksel Özellikleri </p>
<p>02. Toprak Alkali Metaller <br>02.01. Be (berilyum) Metali <br>02.02. Mg (magnezyum) Metali <br>02.03. Ca (kalsiyum) Metali </p>
<p>01. Alkali Metaller<br>Periyodik tablonun 1A grubu elementleridir. Elektron dagilimlari ns1 ile biter. Bu grup elemanlari Li, Na, K,Rb, Cs ve Fr ‘dir. <br>01.01. Na (sodyum) Metali<br>Na
(sodyum)’un üretimi 580ºC’de NaCl ve CaCl2 karisiminin elektrolizinden
elde edilir. Çelik katot üzerine Na ve Ca toplanirken, grafit anot
üzerine Cl toplanir. Katottaki Ca sogutulmus toplama borular ile
ayrilarak sodyum elde edilir. <br>Na bolluk açisindan dünyadaki 5.
Sirayi almaktadir. Tabiatta bulunan bilesikleri NaCl (kaya tuzu),
Na2CO3 (trona), NaNO3 (salpetre), NaSO4 ve sodyum borattir. En büyük
sodyum kaynagi deniz suyudur. <br>Kullanim Alanlari<br>Sodyum daha çok
indirgen madde olarak kullaniliyor. Bunu haricinde motordaki vuruntu
sayisini azaltmak için, lastik üretiminde katalizör olarak, isi degisim
ünitelerinde düsük erime noktasi, düsük viskozite, yüksek isi
kapasitesi ve isisal iletkenligi nedeniyle kullanilmaktadir. <br>Na su ile temasa girdiginde patlar. Çok ekzotermiktir. </p>
<p>01.02. K (potasyum) Metali<br>Potasyumun metalik olarak
üretimi hem zor hem de pahalidir. Bu nedenle üretimi çok fazla
degildir. KCl’ün Na metali ile 850ºC’de indirgenmesinden elde edilir.<br>Kullanim alanlari<br>KOH deterjan üretiminde, lastik sanayisinde, gaz maskelerinde CO2 (karbondioksit) tutucu olarak kullanilir. <br>K2CO3;
dekoratif cam esyalarda,optik lenslerde, tv tüplerinde, floresans
lambalarda, tekstil boyalarinda,pigmentlerde kullanilir. <br>KNO3; kuvvetli bir yükseltgenme ajanidir, mermi içerisinde kullanilir. <br>KMnO4; oksitleyici bir madde olarak kullanilir. Beyazlatici, saflandirici, renk giderici ve sakkarin üretiminde kullanilir. <br>KClO3; kibrtitlerde yanici olarak kullanilir. <br>KBr; fotografçilik endüstrisinde kullanilir. <br>KClve K2SO4; gübre olarak kullanilir. </p>
<p>01.03. Li (lityum) Metali<br>Li ilk defa petalite(LiAlSi4O10)
denen bir mineralden izole edilmistir. Daha sonra mika
lepodolit(K2Li3Al4Si7O21(OH.F)3 den izole edilmistir. <br>Li metali LiCl ve KCl içeren bir alasimin 450 ºC elektroliz edilmesiyle elde edilir. <br>Li
ferromangan mineralleri içerisinde bulunmakta ve yerküresi kayalarinda
yaklasik 18 ppm bulunmaktadir. Az bulunmasina ragmen kullanim alanlari
bayagi genistir.<br>Kullanim Alanlari<br>Steorat jel olusturucu ortami
koyulastirici özellige sahip. Düsük sicakliklarda (-20ºC) iyi bir ortam
sagladigi için ve yüksek sicakliklara(120ºC) dayanabildigi için tercih
edilir. Uçak sanayisinde, deniz altlarinda ve maskelerde karbondioksit
tutuca maddesi olarak kullanilir.<br>LiOHH2O otomobil yag sanayisinde suya karsi direnç sagladigi için kullanilir. <br>LiCO3 porselen sanayide, cam sanayide ve alüminyum sanayide kullaniliyor. <br>Alüminyum içerisine koyuldugu zaman erime noktasini düsürüyor, akiskanligi arttiriyor <br>Kursuna ve alüminyuma ilave edilerek uçak sanayide kullanilabilecek hafif, esnek alasimlar elde edilmis. <br>Li-Mg alasiminin yogunlugu düsük oldugu için uçak sanayide kullaniliyor. <br>Li-Cl bazi otomobil parçalari yapiminda kullanilir. </p>
<p>01.04. Alkali Metallerin Kimyasal ve Fiziksel Özellikleri<br>Periyodik tabloda 1A grubu elementlerinde asagiya dogru inildikçe (atom numarasi arttikça) <br>·Metal yariçapi artar. <br>·Metaller yumusadigi için erime ve kaynama noktalari azalir. <br>·Oldukça elektropozitif olduklari için elektron vermeleri çok kolaydir. <br>·Kesildiklerinde mat bir yüzey gözlenir. <br>·Halojenlerle çok siddetli reaksiyon verirler. <br>·Oldukça kuvvetli indirgen ajanlardir. <br>·Koordinasyon kabiliyetleri zordur. <br>·Isi ve elektrigi çok iyi iletirler. </p>
<p>02. Toprak Alkali Metaller<br>Periyodik tablonun 2A grubu
elementleridir. Elektron dagilimlari ns2 ile biter. Bu grup elemanlari
Be, Mg, Ca, Sr, Ba ve Rd ‘dir. </p>
<p>02.01. Be (berilyum) Metali<br>Be dogada çok fazla bulunan
bir element degildir. Yerkabugunda %2 ppm civarinda bulunmaktadir.
Tozlari ve dumani oldukça zehirlidir.<br>Bir çok elde edilis yöntemi
vardir. Beril minerallerinin Na2SiF6 ile 700-750ºC’ de reaksiyona
sokulmasindan sonra olusan Be(OH)2 2nin çöktürülmesi ile elde edilir.
Veya BeF2’nin 1300ºC’daMg metali ile indirgenmesiyle elde edilir. <br>Be
bilinen en hafif ve en yüksek erime noktasina sahip elementtir.
Elastiklik kabiliyeti çeliginkinden 3 kat daha fazladir. Oda
sicakliginda reaksiyon vermez. Su, kizgin buhar ve çiplak ates ile
reaksiyon vermez. 600ºC’ nin altinda hava ile okside olmaz. 600ºC
üzerinde halojenli bilesikler olusturur.H ile direk BeH2 olusturmaz.
Seyreltik KOH ve NaOH içerisinde H2 açiga çikar. <br>Kullanim Alanlari<br>Yüksek
güç ve kuvvet gerektiren bakir ve nikel alasimlarinda kullanilir.
Bakira Be eklenmesi ile kuvvetini 6 kat arttigi gözlenmistir. Bu
sekilde elde edilen alasimlar korozyana karsi dayanikli oldugu için,
elektrigi iyi ilettigi için ve dayanikli oldugu için hareketlilik
gerektiren parçalarin yapiminda, metal yüzeyinde kivilcim olusturmama
özelliginden dolayi petrol alanlarinda el aleti olarak kullanilir. <br>Ni
içerisine %2 Be metali eklendigi zaman yüksek sicakliklara dayanikli
bir takim aletlerin yapiminda kullaniliyor. Bu alasim ayni zamanda
elektrik baglantilarinda lehim olarak kullanilir. </p>
<p>02.02. Mg (magnezyum) Metali<br>Mg metali yer kabugunda
karbonat, sülfatlar ve silikatlar halinde bulunur. Yerkabugunun %
2,76’si magnezyumdur. En önemli minerali Dolamit denilen
MgCa(CO3)2’dir. Diger mineralleri Magnezit (MgCO3), Epsomit
(MgSO4.7H2O), Karnolit (K2MgCl4.6H2O), Langbemit (K2Mg2(SO4)3),
sabuntasi talk (Mg3Si4O10(OH)2)ve mikadir (MgAl2O4). <br>Mg elektroliz
yöntemi ile elde edilir. Anhidrit MgCl2 ‘ün 750ºC’ de yakilmasiyla veya
kismi olarak hidrate MgCl2’ ün daha düsük sicakliklarda elektrolizi ile
elde edilir. <br>A metallerle hizli bir sekilde reaksiyona girer.
Nemli ortamlarda halojenlerle MgX2 bilesiklerini olusturur. H ile 570ºC
ve 200 atm basinçta MgH2 olusturur. Yüksek sicakliklarla NH3 ile
tepkimeye girerek metanol olusturur. Havda parlak bir alevle yanarak
MgO, Mg3N2 meydana getirirler. <br>Kullanim alanlari<br>Mg,
bükülebilme, egilebilme ve kolay sekil alabilme özellikleri nedeniyle
uçak sanayide, valiz yapiminda, fotografçilikta, optik malzemelerin
yapiminda, Berilyum, zirkonyum, uranyum, titanyum eldesin de indirgen
olarak kullanilir. Arabalarin motor bloklari, uçaklarin yakit tanklari
ve inis takimlari Mg alasimindan yapilir. Bu alasim % 90 magnezyum, %
2-9 alüminyum, % 1-3 çinko ve % 0,2-1 mangan içermektedir. </p>
<p>02.03. Ca (kalsiyum) Metali<br>Ca metali yer kabugunda
karbonat, sülfatlar ve silikatlar halinde bulunur. En önemli bilesikler
kireç tasi (CaCO3), Jips (CaSO4), Florit (CaF2), apatit (Ca5(PO4)3F)
tir. <br>Ca eritilmis CaCl2 elektrolizinden elde edilir. <br>H2 ile reaksiyona girerek Ca hidrürleri olustururlar. <br>Kullanim Alanlari<br>En fazla çelik endüstrisinde oksijen , kükürt ve floru uzaklastirmak için kullanilir. <br>CaCO3;
tebesir, mermer, kalsit yapiminda, ilaç endüstrisinde dis macunu
üretiminde, kozmetik sanayide, ciklet yapiminda kullanilmaktadir. <br>Kirecin Cl2 ile reaksiyonu sonucu olusan Ca-hipoklorid beyazlatici olarak kullanilir. <br>Ca(OH)2 kagit endüstrisinde kullanilir</p>]]></description>
            <author>odevlerebak</author>
            <category>Kimya</category>
            <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 22:53:00 +0100</pubDate>
            <guid>http://odevlerebak.blogcu.com/elementlerin-ozellikleri-ve-kullanim-alanlari/6601157</guid>
        </item>
    </channel>
</rss>
